Tavir alma, kavga etme, can yakma, agiz dalasina girme. Sus ve uzaklas. Görme ve uzaklas. Dinleme, hissetme, aldiris etme.
Sadece uzaklas.
Engin Geçtan Hayat isimli kitabinda söyle diyor: "Bir insana karşı tavir alabilirsiniz ya da kızıp aşağılayıcı sözlerle onu incitebilirsiniz, hatta fiziksel saldırıda bulunup hastanelik edebilirsiniz, ama onun varlığını yok farz ettiginizde ona katlanılması en zor duyguyu yaşatırsınız: Hiçlik.*
Geçmise dönüp baktigimda canini yakacak ne çok sey var...
Hatirlamanin cehennem istirabi verdigi ne çok detay, unutmanin imkânsiz oldugu ne çok haksizlik var...
Hak edenin yüzüne söyleyemedigim cümleler, soramadigim hesaplar, düzeltemedigim yanlis anlamalar, geri alamadigim harcanmis zamanlar, ara sira bosa geçirdigimi sandigimiz koca bir hayat...
Insan bazen kendi olmaktan yorulur. Bir baskasina dönüsmek, daha az düsünmek, daha az vermek, daha fazla bencil olmak ister. Daha az insanla tanismis olmak, hatta bazilariyla hiç tanismamis olmak ister.
Ben de isterdim.
Artik istemiyorum. Hafizamin karanlik odalarina, bir daha açmamak üzere kilit vurdum. Hatirladikça ruhumu zehirleyenleri kendi hikâyemden kovdum.
Hikâyede kötüler var diye kahraman da kötü olmak zorunda degil. Hikâye zorluklarla dolu diye kahraman pes etmek zorunda degil. Hikâyede yanlig insanlar var diye kahraman kendi yolundan dönmek zorunda degil.