O atlıkarıncanın dibine sindiğimde bir şeylerin cezasını çekiyordum ve bu, o gece yaptığım hırsızlıktan ziyade yaşamına hakim olmuş sıkıcılığın, sıradanlığın ve anlamsızlığın bedeliydi bunlar; kader, beni azat ettiğine dair bir işaret göndermeden de oradan ayrılmaya niyetim yoktu.
Tavir alma, kavga etme, can yakma, agiz dalasina girme. Sus ve uzaklas. Görme ve uzaklas. Dinleme, hissetme, aldiris etme.
Sadece uzaklas.
Engin Geçtan Hayat isimli kitabinda söyle diyor: "Bir insana karşı tavir alabilirsiniz ya da kızıp aşağılayıcı sözlerle onu incitebilirsiniz, hatta fiziksel saldırıda bulunup hastanelik edebilirsiniz, ama onun varlığını yok farz ettiginizde ona katlanılması en zor duyguyu yaşatırsınız: Hiçlik.*