Bir cümle
Bir kelime
Bazen durup durup bir harf bile dokunuyor ruhuma.
Kabul edilemez bir gerçeğin karşısında varoluş sancısı çekiyorum.
Böyle olmaması gereken ne varsa işte tam da böyle oluyor. Aidiyetin gücünü kabul etmenin öyle zor bir uçurumundayım ki. Böyle olmaması gerektiğini de biliyorum üstelik. Kim böyle olduğunu kabul edebilir ki kendini hiçe sayar gibi. Birinin bir şeyi olmak istiyorsun mesela hiç farkında olmadan.
Hastane randevusunu hatırlatmak gibi.
Ne bileyim
Belki hastane randevumun hatırlatılması gibi. Nasıl söylenir böyle sözler insan kendini nasıl böyle çiğner? Ama hava biraz soğuk üstün ince çıkma demekle seni çok seviyorum demenin arasında nasıl bir uçurum olduğunu biliyorum.
Biliyorum,
Birinin bir şeyi olmak,
Biriyle bir şeyi beraber başarmak,
Yanyana daha iyi olmak,
Birinin herhangi bir şeyinde ihtiyaç duyduğu kişi olmak bir uçurumdur işte.
Güçlü olduğun, özgürce kendini saldığın bir uçurum hem de.
Kim bu sözleri kabul edebilir ki? Egodan zırhlarımız varken, kim
Nasıl diyebilir?
Birine ait olduğunu hissetmenin gücünden,
Kim, neden, nasıl bahsedebilir?
İsterdim,
Beraber güçlenmenin sahibi olmak.
Sevgi böyle bir şeydi,
Seni seviyorum demek yerine bugün yeterince su içmedin demek gibi,
Bi’ şeydi.