İmam-ı Gazâlî’nin Nefs Terbiyesi ve Ahlakı Güzelleştirme kitabı, insanın önce kendi içine dönmesini isteyen çok güçlü bir eser. Açıkçası bu kitabı okurken sadece bir “ahlak” kitabı okumuyorsunuz; insanın kendi kalbiyle yüzleşmesini izliyorsunuz. Çünkü Gazâlî, insanın en büyük savaşının dışarıyla değil, kendi nefsiyle olduğunu anlatıyor.
Kitapta kibir, öfke, riya, haset, dünya sevgisi gibi insanı içten içe tüketen duygular üzerinde duruyor. Ama bunu suçlayıcı bir dille yapmıyor. Tam tersine, insanın neden hata yaptığını anlamaya çalışıyor. En etkileyici taraflarından biri de buydu bence; insanı yargılamak yerine onu terbiye etmeye çalışıyor.
Gazâlî’ye göre güzel ahlak doğuştan gelen değişmez bir şey değil. İnsan isterse kendini değiştirebilir, dönüştürebilir. İşte kitap tam olarak bunun üzerine kurulu. Nefsi bastırmak değil, onu eğitmek gerektiğini söylüyor. Bu yüzden kitap boyunca sık sık “kalp temizliği” vurgusu yapılıyor. Çünkü ona göre kalp düzelirse davranışlar da düzeliyor.
Kitabın dili eski bir döneme ait olmasına rağmen anlattıkları bugün bile inanılmaz güncel hissettiriyor. Özellikle insanın gösteriş yapma isteği, öfkesini kontrol edememesi ya da sürekli başkalarıyla kendini kıyaslaması… Bunların hepsi hâlâ çok tanıdık.
Ben bu kitabı okurken bazı satırlarda gerçekten durup düşündüm. Çünkü Gazâlî insanın başkalarına değil, önce kendisine karşı dürüst olması gerektiğini çok güçlü bir şekilde hissettiriyor. Bence bu eser sadece dini bir kitap değil; insanın kendi karakterini, kalbini ve davranışlarını sorgulatan çok derin bir iç yolculuk.