merhaba sevgili arkadaşlar!
Sarah Jio - Yaşanmamış Hayatlar kitabından bahsedeceğim bugün sizlere.
Sarah Jio’nun beni en duygusal yakalayan kitaplarından biri oldu diyebilirim. çünkü bu kitap sadece bir aşk hikâyesi anlatmıyor; geçmişte bıraktığını sandığın duyguların insanın içinde yaşamaya devam etmesini anlatıyor.
konusuna değineyim,
Kailey’nin dışarıdan bakıldığında oldukça düzenli bir hayatı var. başarılı işi, güven veren bir ilişkisi ve oturmuş bir düzeni… fakat bir gün geçmişte çok sevdiği Cade’i hiç beklemediği bir halde karşısında görünce her şey değişmeye başlıyor.
ve hikâye tam burada klasik bir aşk hikâyesinden çıkıp geçmiş, pişmanlık, hafıza ve “ya başka türlü olsaydı?” duygusuna dönüşüyor.
spoiler vermeden şunu söyleyebilirim ki kitap boyunca insan sadece “kim kimi seçecek?” diye düşünmüyor. daha çok şunu sorguluyor;
insan huzuru mu seçer yoksa kalbinin gerçekten attığı yeri mi?
Cade karakterinden ayrıca bahsetmem lazım… Sarah Jio’nun yazdığı en kırılgan erkek karakterlerden biri olabilir gerçekten. onu okurken sadece üzülmüyorsunuz, aynı zamanda içindeki kaybolmuşluğu hissediyorsunuz.
Kailey karakterini de çok gerçek buldum. çünkü kötü ya da kararsız biri gibi yazılmamıştı. sadece geçmişiyle bugünü arasında sıkışmış bir insandı. bence kitabın psikolojik olarak en güçlü tarafı da buydu zaten. insanların bazen doğru hayatı yaşarken bile eksik hissedebileceğini çok iyi anlatmış.
Seattle atmosferi, yağmurlu sokaklar ve nostaljik havası kitabı daha da etkileyici yapmıştı. dili inanılmaz akıcıydı; tek oturuşta bitecek türden ama etkisi uzun süren kitaplardan.
bazı okurlar finali tahmin edilebilir bulmuş ama ben kitabın o hüzünlü ve umutlu havasını çok sevdim. özellikle yarım kalmış aşk hikâyelerini sevenlere gönül rahatlığıyla öneririm.
sevgiler,