Sûfiler, 'en büyük musibet' olarak gafleti gösterirler. Gaflet, Allah'tan uzak yaşamak ve bunun farkında olmayıştır. Cüneyd Bağdâdi Hazretleri, Allahtan gafil olmanın ateşe girmekten daha belalı bir durum olduğunu söyler. Musibetlerden mahrumiyet hakka ve hakikatlere karşı gaflet, duyarsızlık ve hissizliğe sebebiyet vermektedir. Halk arasında "Çok gülme ağlarsın" diye bir söz vardır. O çakırkeyif haller insan ruhunu sıktığında daralan ruh, bu gaflet hastalığından kurtulabilmek için iradeden bağımsız bir duaya başlar. Bu, ihtiyaç diliyle yapılan duadır. Sözsüz ve sessizdir. "Allah'ım bana keder ver ve beni o kederden daha büyük bir sorun olan bu gafletten kurtar" duasıdır bu.
Ey insan! Ölümden korkma. Olması gereken, günü gelince elbette olur. Musibetler karşısında telaşa kapılma. Allah tarafından vazifelendirildiği için gelir, görevi bittiği saniyede yok olup gitmek zorunda kalır. Rızkın için telaşlanma; zira seni yaratan onu senin için önceden belirlemiştir. Gelecek kaygısı taşıma. Seni gelecekte yaşatmaya kim karar vermişse, gerekli ihtiyaçlarını gidermek de O'nun sorumluluğundadır. Hayal ve hedeflerin için fanilerin peşinden beyhude koşma. Bütün kainatı idare eden Tek'tir. Bütün sorunların çözümü ondandır. Seni korkutan her şeyin dizgini O'nun elindedir. Mevlana Hazretleri şöyle bir soru sorar: "Düğümü kim bağladı ise en iyi o çözer. Bela Allah'tandır. Öyleyse?..."(Mesnevi, Cilt 6).
Sahip olduğu bir varlığı yitirmek, nefs için keder sebebiyken, latifelerde bir doygunluğa, bir itminana vesile olur. Kayıptan dolayı nefsin çektiği acıya 'hüzün' dense de, dünyevi zararların, uhrevi kazançlara dönüştüğünü bilen latifelere göre bunun anlamı 'sevinç'tir, 'itminan'dır... Cenap Şehabettin'in "Gariptir, yükü çeken manda ses çıkarmaz da kağnı inler." dediği gibi insan musibet karşısında yaşadığı kalp itminanını görmezden gelmekte ve nefsin feryadına kulak vermektedir. Çünkü itminan sessiz, feryat gürültülüdür.
Verilenlerden bazılarının hoşumuza gitmemesi, alınanların bazılarından rahatsızlık duymamız, bunların zulüm değil yardım oldukları gerçeğini değiştirmez.
Bazı şeyler eğri, çirkin, ve hatalı görünebilir. Ama o eğrilikler ve çirkinliklere bir uzman bakıp yorumladığında o çirkinliğin esasında bir güzellik, o eğriliğin ise bir düzen olduğuna kanaat getirilir.