Ah gönül, uslanmadın gittin...
Seni taş dibeklerde en ağır balyozlarla dövmeliymişim. Kim bilir belki o vakit özünle tanışıp hayata gelişindeki gayeyi tanırdın...
"Dişi kuş yapar yuvayı, çamur sıvar sıvayı," derlerdi ya hani... Hoyrat bir rüzgârın hortumuna kaptırmışız ocağımızı, alın teri ile ördüğüm çöpten yuvanın her biri bir tarafa savrulmuş, imkânsız ayrılıkların yalnızıyım, rahat mısın?
Çicekler güneşe doğrulurlar, bilirsin. Bülbülün sevdası gülün goncalarını açışını görmek içinmiş. Karasevdası, o güzelliği bir türlü göremeyişindenmiş...
Talihsizlik işte, gül tam açılmaya hazırlanırken şafak söker, bastıran uykusuna yenik düşermiş bülbül... Bize hoş gelen, gönülleri mest eden o şakıma, yürek yangınlarının zarıymış...