Şeyma Öztürk, bir alıntı ekledi.
32 dk. · Kitabı okuyor

‘Yalnızca öğüt verebilmek değil, öğüt alabilmek demek olan ‘tevâsi’ mevzuu ile ilgili Hazreti Ömer’in başından geçen çok güzel bir hadise vardır. Kendisinin Mü’minlerin Emiri olduğu dönemde bir görevi de hutbe vermekti. İnsanlara yapmaları gerekenler hususunda tavsiyelerde bulunup onlara dürüstlüğü hatırlatıyordu. Bir gün gezinti esnasında bir pencereden içeriyi gördü. İçeride içki içen ve sarhoş gibi görünen bir genç vardı. Hazreti Ömer’in celâli hepinizin malumu! Kapıyı yıkıp içeri girdi, genci yakasından kavrayıp şöyle söyledi; ‘Demek benim gözetimim altında iken içiyorsun!?’ Genç ise, ‘Ben bir haram işledim, sen ise üç.’ diye cevap verdi. Hazreti Ömer bu cevap karşısında şaşırıp kalmıştı. ‘Sen neden bahsediyorsun?’ deyince genç; ‘Evvela benim penceremden içeri baktın. Bir Müslümanın mahremiyetine hürmet etmen gerekirdi; içeri bakmamalıydın. İkincisi, benim içki içtiğim zannında bulundun. Bunu bilemezdin. Su veya süt içiyor da olabilirdim. Müslümanlar hakkında zanda bulunmamalıydın. Üçüncüsü, evime benim müsaadem olmadan girdin, bunu da yapmamalıydın. Davet edilmediğin sürece iman eden birinin evine girme. Üç haram fiilde bulundun!’ deyince, Hazreti Ömer özür dileyerek genci serbest bıraktı ve oradan ayrıldı.
Devlet reisiydi, ‘Bak bak, demek senin de ağzın var!’ ‘Gel bakalım benimle, ben sana ne yapacağımı bilirim’ diyebilirdi pekâlâ. Ama hayır. Sadece oradan ayrıldı. Aradan birkaç hafta geçti, Hazreti Ömer mescitte hutbe verdiği sırada aynı genç içeri girdi. Hazreti Ömer hutbeyi bitirince genci yanına çağırıp tenhada ona dedi ki; ‘O vakitten beri hakkında tek bir kötü söz sarf etmedim.’ Genç; ‘Ben de o vakitten beri ağzıma bir yudum içki koymadım.’ diye cevap verdi. İşte tevâsi böyle olur. Her ne kadar liderlik pozisyonunda olsa da dinlemeye istekli. İçmiş bir genç olsa bile, kimseyi görmezden gelmiyor. Alkol kokan bir gencin öğüdünü tutuyor Hazreti Ömer. Onlar tevâsav bi’l hakk ne demek tam manası ile bildiler.’’

Dirilt Kalbini, Nouman Ali Khan (Sayfa 69 - Timaş Yayınları, 2018.)Dirilt Kalbini, Nouman Ali Khan (Sayfa 69 - Timaş Yayınları, 2018.)
Doğukan Yaşin, bir alıntı ekledi.
7 saat önce

"Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana, derinden,
Ta derinden, bir gün bana "Gel" desin."

Bütün Şiirleri, Ahmet Kutsi TecerBütün Şiirleri, Ahmet Kutsi Tecer

Ey sevgili
Heyben acıyla dolarda nefes alamazsan gel...
Huzur bulacağın kıyılarım senindir
Umutların solar kurur da su bulamazsan beraber sulayalım gözyaşlarım senindir...
Kanadın kırılırda maviye uçamazsan ne güne duruyor
Al kanatlarım senindir...
Çaresiz çilelere bir umut bulamazsan
Kendime ettiğim dualarım senindir...
MEVLANA...

Fuat Balta, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Aşk ve ölüm..
Evim bana, “Beni terk etme, geçmişin burada yaşıyor,” diyor.
Ve yol bana, “Gel ve takip et beni çünkü ben senin
geleceğinim,” diyor.
Ve ben de evim ve yola şöyle diyorum,
“Ne bir geçmişim var, ne de bir geleceğim. Burada kalırsam
eğer, kalışım için de bir gidiş olacak; Ve eğer gidersem,
gidişim içinde bir kalış olacak. Sadece aşk ve ölüm
değiştirebilir her şeyi.”

Kum ve Köpük, Halil CibranKum ve Köpük, Halil Cibran
Pinhân, bir alıntı ekledi.
11 saat önce

"Hikaye" dedim, "gel seninle anlaşalım.Sen yarım kal, adını da Yarım Kalan Hikaye koyalım."
" Sen zaten neyi tamam ettin ki? dedi bana.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 45)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 45)

Es Selam Değerli Dostlar...
Ramazanımız hayr, ömrümüze bereketli ola duasıyla temennide bulunup kitap doğrultusunda kısa bir inceleme yapmak istiyorum...
Evet Kadim Şehir Kudüs...
Ortak Davamız...
İlk Kıblemiz..
Peygamberler Şehri..
Bereket Diyarı..
Peki neden biz müslümanların elinde değil?
Niçin Aksa mescidinin en güzel kapısı olan Amud dan ( Şam Kapısı ) giriş yaparken siyonistlerin nezaretinde yapıyoruz?
Megaribe Kapısından hiçbir sebep yokken sadece müslümanların girişine niçin izin verilmiyor?
Ve Karadavi şu güzel örnek ile aslında bir nev'i durumu açıklıyor:
Firavun'a sormuşlar, niçin azgınlaştın?
El Cevap: Beni yaptığımdan alıkoyacak birinin olmaması...
Yorumsuz..
Aksa Mescidinin batı kısmına girince hala Peygamber Efendimiz SAV in Mekkeli müşriklere tasvir ettiği sütunlarla karşılaşıyorsunuz.
Kubbetüs Sahra ( SAHİR ) nın hemen karşısında Nebi SAV'in tüm peygamberlere namaz kıldırdığı mekan ile Hz.Hızır as ın Aksaya uğradığında namaz kıldığı yeri görüyorsunuz..
Ve hemen ilerisinde Hıtta Kapısının karşında Kanuni nin yaptırdığı Su Sebili ve Namazgah..
Ve tam batısında Hz.Süleyman'ın vefat ettiği makamı...
Daha niceleri..
Buram buram tarih kokuyor,harikulade bir şekilde etkiliyor..
Ve diyoruz ki bu mekan niçin bizde değil sebebi ne?
Biraz önce dedim ya Yorumsuz diye..
Aslında hepimiz biliyoruz Arap dünyasının bu davadan geri adım attığını..
Hepsinin artık siyonistlerin maşası olduğunu...
Dolar uğruna satıldıklarını...
Filistin devletine dair ayrılan belediyelerin dahi siyonistlere hizmet edip maaşlarının ABD tarafından ödendiğini..
Ve en kötü tarafı en son açılan ABD Konsolosluğu hazırlıklarında temizlik görevini yapanların Filistinlilerin olduğunu...
Ne vahim değil mi?
Kudüs merkez'de oturan müslümanlara size izin veririz ama sesinizi çıkarmayacaksınız...
vermişler mavi kimlik..susturmuşlar..
Peki hayır davamdan vazgeçmem diyen ki Gazze gibi müslümanlara ise yeşil kimlik verip Aksaya dahi girmelerini yasaklamışlar 50 yaş sınırı getirmişler...
Peki bu bağlamda Kudüs kimin?
Filistinlilerin mi? Hayır...
Arapların mı? Asla...
Peki kimin?
Doğusu ile Batısı ile Kuzey ve güneyi ile tüm müslümanların...
Ve Karadavi diyor ki?
Kudüs' e turistik amaçla gidersen caiz değil, ama davam uğruna destek uğruna giderim Filistinli kardeşlerime yardım ederim muhabbet ederim dersen caiz..ve yerinde tespit...
Allah Resulu buyuruyor ki;
3 mescid var ki ibadet amacıyla gidilebilir...
Mescid-i Haram 100 bin sevap
Mescid-i nebevi 10 bin sevap
Mescid-i Aksa 1000 sevap...
Üç mescide de gittim Rabbim nasip etti, inşAllah sizlere de nasip eyler,
emin olun en garibi Mescid-i Aksa..
Evet Kadim şehir Kudüs..İşgal altında..
Beytüllahime gittiğinizde Hz.İsa as.
El-Halil'e gittiğinizde Hz.İbrahim,Hz.Yakup,Hz.Yusuf as ve Sare annemiz,
Eriha 'ya gittiğinizde Hz.Musa as...
Zeytin Dağına çıktığınzda Rabiyatül Adeviyye ve Selman-ı Farisi...
Peygamberlik ve Bereket Diyarı...
Ribat ve cihat yurdu ki Hz.Ömer bizzat gelip Ömer Sözleşmesini imzalamış şehrin anahtarlarını elden alarak.
Ve hemen mescid-i meşhur Kıyamet Kilisesin yanında ve orası da garip...
HAMİŞ;
1- İslam Dünyası bir olup siyasi ve askeri yönden güçlü olmadığı sürece üzgünüm ama Kudüs'ü almamız imkansız görülüyor.
2-Her ne kadar da tepkimiz vermeye çalışsak da ,İsrail yayılmacı politikasını devam ettiriyor,
farklı ülkelerdeki Yahudilere;
''gelin size ev araba verelim,çalışmasanız da aylık 7 bin dolar maaş başlayalım politikasıyla en can alıcı şehirlere noktalara Yahudileri yerleştiriyor...
3-Unutmayalım ki C.ALLAH İsra Suresinin ilk ayetleri ile Miraç mucizesi ile Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa'yı birbirine bağlamıştır ve biz görürmüyüz görmezmiyiz bilemem ama şu Hadis-i Şerif ileride Kudüs'ün biz müslümanların olacağına dair en somut delili beyan etmiştir;
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Müslümanlarla yahudiler çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Yahudi taşın, ağacın arkasına saklanacak, bunun üzerine o taş, o ağaç yahudiyi kovalayan kimseye, ‘Ey müslüman! Arkamda bir yahudi var, gel onu öldür!’ diyecek. Yalnız gargad ağacı bir şey söylemeyecek; çünkü o yahudilerin ağaçlarındandır.”
(Buhârî, Cihâd 94, Menâkıb 25; Müslim, Fiten 82)

Baki selamlarla ile hürmetler dilerim..
Ve Kudüs'ü anlamak için mutlaka kitabı en kısa zamanda okumanızı temenni ederim.
Keyifli okumalar.

Melis, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okuyor

Duyguları kabullenme
Merhaba yalnızlık. Bugün nasılsın? Gel ve benimle otur. Seninle ilgileneceğim.
Thich Nhat Hanh

Ikigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı, Francesc Miralles (Sayfa 50)Ikigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı, Francesc Miralles (Sayfa 50)
Ahmet Y, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Böyle tespite gel de şapka çıkarma...
Nitekim hekim —özellikle de cerrah, ki ben de cerrah çocuğuyum— konuşmaz, dinler. Başkalarının konuşmasını dinler, ama ciddiye almak için, ne demek istediğini anlamak için değil, o konuşmada ciddi bir hastalığın, yani bedensel bir hastalığın, organik bir hastalığın belirtilerini bulmak için dinler. Hekim dinler, ama başkasının sözünü delip geçerek bedeninin dilsiz hakikatine ulaşmak için dinler. Hekim konuşmaz, eylemde bulunur, yani dokunur, araya girer. Cerrah uyutulmuş bedende lezyonu bulur, bedeni kesip diker, ameliyat yapar; bunların hepsi suskunluk içinde, sözün mutlak yokluğu içinde olur. Sarf ettiği sözler, teşhis ve tedaviyle ilgili kısacık değinilerden ibarettir. Hekim tek kelimeyle hakikati söylemek ve reçeteyi yazmak için konuşur. Dolayısıyla hekim çok nadiren konuşur. Hiç şüphe yok ki sözün bu klinik tıp pratiğinde işlevsel olarak çok değersiz olması, üzerimde uzun süre etkili olmuştur, bundan on - on iki yıl öncesine kadar söz benim için hep hava civaydı.

Güzel Tehlike, Michel Foucault (Sayfa 31 - Metis Yayınları)Güzel Tehlike, Michel Foucault (Sayfa 31 - Metis Yayınları)