Ey değişmeyen aldanış, gel ki yeniden bastırayım ateşten göğsüme seni. Füruğ Ferruhzad
Alıntı
Sevgim çocukça bir taze fidan gibi masum ve kırılgan/ Sana tutkum soylu bir devasa çınar büyüyen an be an/ Bir minik kedi gibisin yanımda yar mûnis ve sokulgan/ Ey deli Gönül yârla geçen o mutlu günleri yılları an/ Seni aradım yıllarca Mecnun misali ben kepçe dünya kazan/ Sen var iken her mevsim nevbahar hasretinle her mevsim hâzân/ Gel ki vuslatinla olsun cennet o an/ Sen gelince bulsun gönlüm huzur olsun ortalık süt liman  KK
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
sonu ters köşe // sürpriz sonlu değişik filmler `ölümcül oyunlar` (funny games, 1997/2007) bir aile tatil evine gelir ama kapılarını çalan iki gençle her şey tersine döner. seyirciyle dalga geçen, rahatsız edici ve ters köşe. `buried` – toprak altında (2010) bir adam tabutta uyanır. tüm film bu tabutta geçer ama finali nefes keser. `exam` – sınav (2009) bir şirkette işe girmek isteyen 8 kişi, çok ilginç bir sınava tabi tutulur. sonunda neyin sınavı olduğunu anladığında şaşırırsın. `the vanishing` (spoorloos, 1988 – hollanda) bir kadının gizemli şekilde kaybolmasıyla başlayan hikâye, finalde sert ve beklenmedik bir sona ulaşır. `the invitation `– davet (2015) bir adam eski karısının evindeki akşam yemeğine katılır. davet neden yapılmış? finalde her şey değişir. `perfect blue` (1997 – japonya, anime) bir pop yıldızı oyunculuğa geçerken gerçeklik ve kurgu birbirine karışır. psikolojik olarak beyin yakan bir film. `the autopsy of jane doe` – jane doe'nun otopsisi (2016) bir baba-oğul adli tıp uzmanı, genç bir kızın cesedini incelerken doğaüstü olaylarla karşılaşır. finali hem korkutur hem şaşırtır.
Gün ilerledikçe zaman cızbüzük eskir. Benler değişir, kişiler yama diker ya da silinir... Her gün ölüme biraz daha benziyorum. Yüzümü gözsüz dikizlemeye çabalıyorum. Rüyalarım sayrı kapının kolunu zorluyor. Ama yanımdaki neden var bilmiyorum. "Sahi kim o?" Bilmiyorum. Köşe başlarına topal bekçiler dizilmiş. Hangi pencerenin soluğunu tutsam düdük çalıyor. Bu kadar ben varken pusuda, hangi ben çıkabilecek ki dışarıya? Rüya mı bu gördüğüm? "Bilmiyorum farkında mısın, kalbin kafana sığmıyor. Pazar günleri gibisin, tıkış tepiş..." Kazdığım yerleri aklıma kerttim, geçin, gidin, ben bu çukurda pineklerim derdi. Kerametin kitabeleri, trampetin teraneleri... Anlat anlat, kaldırımlara paydos. Aldırsın tezimi mehtap, çamaşır ipine astığım serap... Haziran kuruyor, Ağustos yaş. Kim yağdı yine gökten, karikatürlerini döküyor nakarat. Gel de gülme nizami. Kaç sayıkladım, mayışıyorum. Sokağa çıkmayın, lambalar eldiven giyiyor. Dönen darbelerin dram izi... Manzarası şişeyi dolduruyor. Telaşı telafiden dönün. Bir kuruşu kaç terziye bölebilirsin? "Kundura giyen mi kaldı?" Bikere de sundurma! Gözümün değdiği yere kanım matbaa kuruyor. Bir gün lazım olursa asaraçmegafon, kulağını aç. "Mayıversinler." Hay ağzın nal yesin, seninle anlaşacağız gibi. 26 Haziran 2026 03.47
Gel bana gel bana gel
Özlüyorum... Bazen bir şarkının ortasında, Yarım yamalak bir gülüşün arkasında, Gecenin bilmem kaçında, Sabahın uykusunda, Özlüyorum. Ve bil diye değil, Gel diye söylüyorum.