Öyle yorgun,
Öyle yorgunum ki…
Sorma, gözlerimden anlarsın.
Anlarsın niçin uzaklara daldığımı;
Niçin insanlardan kaçtığımı,
Niçin sarsıldığımı, yıkıldığımı,
Anlarsın, sorma.
Geçmişin ağırlığı sırtımda kambur,
Şu kanayıp duran yüreği gel de durdur,
Yaşamak ağır-aksak bir yoldur,
Gel de şu yolun adımlarını sürdür.
Vakit öyle vakittir ki:
İhtiyaçtan ötesin, gereklisin, kesinsin.
Tınısına kurban olduğum, Can verdiğim ezgisin.
Saçlarının sarısında öyle güzelsin ki, şahesersin.
Kaç kıyamettir bekliyorum, tanrı seni bana getirsin!
Ey güzelliğiyle Afroditi kıskandıran, deniz kızı!
Tut elimi ve aydınlat şu karanlıkta kalmış ıssızı!
Güneş batmış
Kızılığını bırakmış maviliğe
Hangi ressam kör olmuş matruşka
Benim gördüğümü görmez olmuş
Hemen yanı başında
Gökyüzünde parlayan yıldız bana bakıp göz kırpar
işte ben burdayım ve sana bakıyorum hadi gel bana diyor
Yarım ay desen matruşka kadar güzel
Gecedir benim adım
Kimine kanat açar
Kimine karanlık olurum
Fotoğraf çekinirken" Abla sen ünlülere benziyorsun fotoğraf çekinebilir miyiz" diyen biri oldu gel de şımarma🫠😂😂
Çok klas çok profesyonel :)
(Yazamıyorum yav )
Üstad Hazretlerinin şartlı önermeyi kullandığı yere bakar mısınız ?
''Evet, şu âyet-i kerime, kıyâsât-ı mantıkıye içinde, kıyas-ı istisnâî kısmının en kuvvetli ve kat'î bir kıyasıdır. Şöyle ki:
Nasıl mantıkça kıyas-ı istisnâî misali olarak deniliyor: "Eğer güneş çıksa gündüz olacak." Müsbet netice için denilir: "Güneş çıktı. Öyleyse netice veriyor ki, şimdi gündüzdür." Menfi netice için deniliyor: "Gündüz yok. Öyleyse netice veriyor ki, güneş çıkmamış." Mantıkça, bu müsbet ve menfi iki netice kat'îdirler.
Aynen böyle de, şu âyet-i kerime der ki: Eğer Allah'a muhabbetiniz varsa, Habibullaha ittibâ edilecek. İttibâ edilmezse, netice veriyor ki, Allah'a muhabbetiniz yoktur. Muhabbetullah varsa, netice verir ki, Habibullahın Sünnet-i Seniyyesine ittibâı intaç eder.
Evet, Cenâb-ı Hakka iman eden, elbette Ona itaat edecek. Ve itaat yolları içinde en makbulü ve en müstakimi ve en kısası, bilâşüphe, Habibullahın gösterdiği ve takip ettiği yoldur.''
Lem'alar
Burada iki önerme var.
1. Güneş doğmuştur.
2. Gündüz olmuştur.
Yani birincisi varsa, ikincide vardır. Yani gündüz olmuşsa, güneş doğmuştur. Buna şartlı önerme denir.
On Birinci Lem'a, Mirkatü's- Sünnede Şartlı önerme kullanılmıştırr.
Eğer Allah'a muhabbet varsa, Habibullah'a ittiba edilecek. İttiba edilmezse, netice veriyor ki, Allah'a muhabbetiniz yoktur.
Müspet düşün. Güneş çıkarsa, gündüz olur. Güneş çıkmıştır. Öyleyse gündüzdür.
Gel böyle,
Eğer Allah'a muhabbet varsa, Habibullah'a ittiba vardır. Allaha muhabbet varsa, Habibullah'a ittiba vardır.
Eğer kaziyye-i şartiyenin iki cüz'ü arasında birbirini gerektirme yahut nefyetme söz konusu ise buna, kaziyye- şartıyye-i muttasıla diyoruz. ''Eğer güneş doğdu ise, gündüz oldu demektir.'' kaziyyesi gibi.
Sayfa 124 - Osmanlı Araştırmaları Vakfı·Kitabı okuyor