Gel yaşamı çalalım öyleyse paylaşalım iki görüşme arasında gel birlikte taşın halinden bir şeyler anlayalım gel şeyleri bir an önce görelim
Tom Bombadil varken Selena da kimmiş
"Hey!Tom Bombadil,Tom Bombadillo! Su,orman,tepe,saz ve söğüt adına, Ateş,güneş,ay adına,dinle şimdi,duy bizi! Gel Tom Bombadil,ihtiyacımız var sana! ... Şu bizim Tom Bombadil ne kadar tatlı dilli; Ceketi parlak mavi,sarıdır çizmeleri Ele geçmez asla,çünkü Tom her şeyin efendisi Şarkıları daha güçlü,daha hızlı ayakları."
Sayfa 148·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“ Dur, nereye gidiyorsun? Gel, kaçırma güneşin batışını, hiçbir güneş batışı birbirinin aynı değildir ! ”
Sayfa 19 - Epub·Kitabı okuyor
Gel yine gölgemde kur ömrünün çadırını, Sen ki benim şeklini sevdiğim ilk baharsın; Bir doğdun bir de batma, hayatıma kıyarsın, Gel yine gönlümde kur gönlünün çadırını!
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Kırca ve dönemin hükümeti (3)
Şimdi küçük bir karşılaştırma yapmak istiyorum. Tayyip Er­doğan çiçeği burnunda Başbakan, Abdullah Gül Köşk'ün yeni sahibi. Kendilerine mektup yazdım ve sordum: "Ben neden dev­letin televizyonu TRT'ye çıkamıyorum?" diye. Onlar da bana, "Sen hele bizim kahvaltılara ve davetlerimize biraz git gel, azıcık bize yanaş, sonra bakarız çaresine," dediler. Tabii, bu yakınlaşma hiçbir zaman olmadı.
Kırca ve Demirel (2)
Kumkapı'da çadır kurmuşum "Gereği Düşünüldü" müziklini oynuyorum. Çadır aşırı kar yüküne dayanamayıp kısmen çöktü. Kısa bir süre içinde onarmam gerekiyordu. Yeterli ekono­mik güce sahip değildim. Aklıma Başbakan'dan yardım istemek geldi. Başbakan, Süleyman Demirel'di. Randevu aldım, gittim yanına. Sıcak karşıladı beni. Durumu anlatım kendisine, "böy­leyken böyle," dedim. "Onarımı gerçekleştirip tekrar perdemi açabilmem için paraya ihtiyacım var. Bunu bir bankadan kredi olarak almak istiyorum, bana yardımcı olabilir misiniz?.. " Biraz düşündü. Sağa sola gerdan kırdı. Alt dudağını düşürdü ve başla­dı yayık yayık konuşmaya. "Bu kredi sana çok pahalıya mal olur. Ödeyemezsin, belin bükülür. Gel şöyle yapalım; parayı sana ben vereyim. Geri ödemen de gerekmez. (Bundan 20 yıl önceki bir paradan söz ediyoruz. Miktar 200 milyar TL) Sevdiğim bir sa­natçısın. Sana katkıda bulunmak beni de mutlu eder." Daha ben cevabımı vermeden yanı başındaki telefonu kaldırdı ve özel ka­lem müdürüne "Bana çek defterimi getir," dedi. Odada sessiz bir beklemedeyiz ikimiz. Gözlerini devire devire beni izliyor, ben de henüz soğumamış çayımı haşlana haşlana yudumlamaya çalışıyorum. Teklif ettiği parayı ondan kabul edip almam mümkün değil. Ne var ki, bu "nazik" teklifi onu kırmadan nasıl geri çevi­receğim?.. Az sonra çek defteri ulaştı kendisine. Tam çeki yaza­cak, "Efendim," dedim. "Eğer yanlış anlayıp darılmazsanız, ben teklif ettiğiniz ve geri almayacağınızı söylediğiniz bu parayı siz­den alamam. Özür diliyorum ama bunu yapamam." Alt dudağı daha da düştü çenesine, gözleri büyüdü. Başı geri gitti. Gerdanı bir iken iki oldu. Şu soruyu sordu: "Niye almıyormuşsun, sebep ne?.. " Cevabım hazırdı, "Ben sizin partiliniz değilim. Görüşleri­miz farklı. Hem bu parayı alacak olursam, sizi özgürce eleştire­mem."