Neyse bir akşam babam tarladan gelmedi eve. Annem, “Gelmezse gelmesin boş ver, ne yaparsa yapsın” dedi. Yemeği yedik annemle. Dolma yapmış fınnda. Bahçedeydim. Yatsıdan sonra yanıma geldi annem. Birkaç dolma koymuş saklama kabına, “Al bunları babana bırak da gel Kerim, kızdım gelmedi diye ama, içime de sinmedi. Namazda onu düşündüm durdum, yesin yatmadan, sever o dolmayı” dedi. “Yav uyumuştur o, bu saatte dolma mı yenir?” dedim ama kıramadım da. Bindim bisiklete gittim. Bir gittim ki... Offff nasıl anlatayım. Anlatılacak gibi değil. Tarlanın ortasında soyunmuş böyle, anadan ür yan yıldızlara bakıyor. Gözlerime inanamadım. Ama seslenemedim de. Çıplak adam, insan babasını öyle görünce... Çırıl çıplak. Hiç görünmeden, döndüm geriye. Köyün girişinde kaldım öylece bisikletin üstünde. Şimdi diyorum, şimdi olsa, koşar sarılırdım, örterdim üstünü, giydirirdim... Ama o an. Düşün, kim görse aynı şeyi yapar. Geri döndüm. Dolmayı yol kenarına döktüm. Midem altüst olmuş zaten. Ben baştan şey düşündüm. Hani ne bileyim böyle oluyor ya, garip garip fantezileri vardır insanların da belli etmezler. Allahım sen affet. Ekrem Abi de oradaysa... Öyle bir şey mi ki, diye düşündüm.
Anneme boş kabı verdim. “Açmış karnı, yedi. Allah razı olsun, dedi” dedim. Ne diyeyim kadına? Kocan salmış mallan, dolanıyor ay ışığında mı diyeyim? Sabaha kadar gözüme uyku girmedi. Sinirlendim, utandım, iğrendim. Bir sürü şey. Ne yapacağımı bilemedim