8/10
·336 syf.··
2026 62. kitabı
Fantastik bir kitabı keyifli ve akıcı yapan tüm klişelere sahip, 7,5 tan 8 verdiğim şu canım serinin ilk kitabından çok büyük bir keyif aldığım doğrudur.:)) Alaycı, zeki, komik, vurdu mu gol olan, yufka yürekli ana karakterimiz Kallik e aşırı bayıldım. En iyi arkadaşı, kızkardeşim dediği Cinth için ise gözlerim kalp hatta gözlerim aşk. Hayatta şöyle bir arkadaş herkese acilinden lazım. Ayrıca yine bayıldığım bir diğer karakter olan koca dev, ren geyiği,… Ruby var. Nedense onu okurken zihnimde hep Gandalf ın görüntüsü canlandı, pipodan ötürü büyük ihtimal. Bir nevi düşman sayılan, hafif kötü ve içe kapanık çocukluk aşkı Faolan da var, ee daha da ne olsundu.:)) Aşk işleri bu kitapta tam olarak istediğim şekilde ilerlemedi ama serinin devamı için ümit verici adımlarda atılmadı değil hani. Hekesin öldürmeye çalıştığı, kendisininde her defasında “hazırım ölüm gel al beni” dediği ama bir türlü de ölmeyen Kallik in hikayesinin devamını aşırı merak ediyorum. Önerisi için canımcığım Xarıbülbül de çok teşekkür ederim. Kesinlikle tam benlik bir seriydi sevdim, pek sevdim, daha da seveceğim gibi.:))
1000Kitap
Bal ve Kül SarayıShannon Mayer · Ren Kitap · 20269 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:39
Bazı kitaplar vardır, son sayfayı kapattığında hikâye bitmez; seninle kalmaya devam eder... Küllerinden Doğarken benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Bir solukta okudum, her sayfasında heyecanı, merakı ve duyguyu hissettim. Kaleminize, emeğinize sağlık sevgili @fundaucuker. Yine harika bir hikâyeye konuk oldum. Ama o son neydi öyle? Şimdi gel de devamını bekle...
Duygu ve Düşünce
Küllerimden Doğarken Küllerimden DoğarkenFunda Uçuk Er · Timaş Yayınları · 20265 okunma
Reklam
Puan vermedi·272 syf.··
2019 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2019 00:00
Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte Ocak ayından başlayarak her ay yazarın bir kitabını okuyor #kristinhannahkitapdidanı etkinliğinde buluşuyoruz. Bu ay seçimim #mucizeleryagarken kitabından yana oldu. Şubat için seçmiş ama yetiştirememiştim. #kristinhannah tarz olarak #debbiemacomber - #sarahjio ve #kimberleyfreeman gibi birbirine benzettim yazarlardan. Sadece Debbie Macomber geçmişle günümüz arasında git gel yapmaz ya da aşırı tesadüflere dayanmaz. Onun dışında kalemlerinin benzerliği, naifliği, akıcı oluşları, birbirine bağımlı ya da bağımsız konuların hep ahenk içinde uyumlu olmaları aynıdır. Dönem dönem hepsini okumaktan ayrı keyif alırım. Hannah'ın bu kitabı da akıcıydı, alıştığım çizginin dışında değildi tabi ama bazı yerleri zorlama olduğu hissini vermedi değil. Fazla mı tesadüf vardı, yoksa daha mı tahmin edilebilir boyuttaydı emin değilim. Kurgu da aile, çocuk ve ihanet kavramlarının olması daha duygusal olarak okunmasını sağlıyor. Sinirlenmiş ve bazı yerlerde gözlerim dolmuş bir şekilde okumuş olabilirim. Yaşadığınız ve sizin sandığınız hayat başkasına aitse, vazgeçersiniz o hayattan... Sizin olan sizden kayıp gitmeden bunu anlayamazsınız, bir yalanı yaşamak, yetersiz olduğunuzu düşünürken başkalarının hayatına dokunma hayali sizi yeniden hayata bağlar. Peki sizi bu hayalden de uyandırırlarsa... Keyifli okumalar diliyorum, kitapla kalın...
Mucizeler YağarkenKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20152,861 okunma
Büyük Birader vs. Nüfus Memuru: Distopyanın Şark Kurnazlığı
Puan vermedi·343 syf.··
2026 56. kitabı
George Orwell, 1984’ü yazarken muhtemelen dünyanın en kusursuz, en korkunç ve her şeyi gören totaliter kabusunu dizayn ettiğini düşünüyordu. Tek bir düğmeyle geçmişi silen, insanı hiç var olmamış gibi yok eden bir 'Düşünce Polisi' ve 'Büyük Birader' mekanizması... İngiliz aklı işte; her şeyi çok steril, çok organize ve fazla ciddiye alarak kurgulamış. Oysa dönüp Aziz Nesin’in Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz başyapıtına baktığımızda, Orwell’ın o milyarlarca dolarlık fütüristik gözetim simülasyonunun bizim nüfus müdürlüklerinin ve bürokrasinin karşısında nasıl tel tel döküldüğünü görüyoruz. Orwell’ın distopyasında sistem seni yok etmek için devasa bütçeler harcar, ekranlar koyar, işkenceler yapar. Bizim yerli ve milli distopyamızda ise her şey çok daha tasarruflu: Bir nüfus memurunun mürekkebi bitiyor, kayıtlara "ölesi" yazılıyor ve tebrikler; artık resmen yaşamıyorsunuz! Ama iş vergi almaya, askere çağırmaya gelince sistem bir anda dirilip kapınıza dayanıyor. Winston Smith, varlığını kanıtlamak için sisteme karşı gizli bir direniş başlatırken; Yaşar Yaşamaz, devletin bizzat kendisine "Yahu vallahi yaşıyorum, bakın etimle kemiğimle buradayım" diye rüşvet vermek zorunda kalıyor. 1984’te insanı hiçe sayan teknolojik bir soğukluk vardır; Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’da ise insanı çıldırtan, trajikomik bir şark kurnazlığı ve bürokratik absürtlük. Biri 'Çift-Düşün' ile zihni ele geçirir, diğeri 'Bugün git yarın gel' ile iradeyi felç eder. Kısacası; Winston Smith odasındaki gizli ekrandan kaçmaya çalışadursun, bizim Yaşar hapishanede devletin ona veremediği kimliği ve insanlık onurunu buluyor. Eğer Winston, O'Brien ile karşılaşmak yerine bizim bir vergi dairesine düşseydi, sistemin o felsefi ağırlığı altında ezilmek yerine sıra beklerken can sıkıntısından varoluşsal bir aydınlanma
İnceleme
Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 200816,2bin okunma
7/10
·250 syf.··
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:04
#KitapYorum #TekBaşına #VolkanSönmez #DokuzYayınları #Roman Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Dokuz Yayınları'ndan çıkan, Volkan Sönmez’e ait, "TEK BAŞINA" isimli romanı tanıtmaya çalışacağım. Bazı kitaplar ağrı kesici gibidir. Hani mental olarak yorgun, canınız hiçbirşey çekmediğinde, ayaktasınız ama beyniniz uyuşuk, aklınız milyon km. hızla galaksiden çıkmış Venüs'e ev kuracak bir uçuklukta uçmuşsa, kalbiniz yaşam sınırları kıvamındaysa, zorla işe güce sardıysanız, değişken zatı muhterem havalar da "yat kalkma" modunu telkin etmişse, hangi kitapla nişanlansak diyorsanız işte karşınızda "TEK BAŞINA" sahnede. Bir buyur gel hizzasında, el ediyor karşı şeritte. Yani anlayacağınız yanınızdan ayırmadan her boşlukta bu kitapla sarmaş dolaş olacağınız garanti. En azından ben hayatlar sanayi, hayâller Hawai halleri etiketi ile dolaşırken, ne yesem, ne içsem, hangi kitap beynimde atık depo kirleri temizler, bi de güzel kese atar, mis gibi güne güneş gibi güller açar yanaklarımda derken bu kitapla hemhal oldum. O ağır kanlılık gitti, olimpik havuzdan çıkmış yüzücüye döndüm desem yeri. Okuma hızım düzeldi, performansım yenilendi. Artık ağır, ağdalı, anlaktan azade ne kadar cümle kitap varsa hepsini bohçaladım memleketine yolladım. Efendim bendeki haleti ruhiye bu hallerdeydi. Şimdi konu penceresi'nden bakalım, orada havalar nasıl?!.. Hayatını dürüstlük, sevgi ve erdem üzerine kuran Okan, bir anda kendisini her şeyini kaybetmiş halde bulur. İşinden kovulur, eşinden ayrılır. Güvenli limanlarını yitiren kahramanımız, modern dünyanın acımasız gerçekleriyle yüzleşirken hem geçmişiyle hem de kendi benliğiyle hesaplaşmak zorunda kalır. Büyük mücadeleler verir. Maddi ve manevi tüm kalelerini kaybeden Okan, erdemsizliğin prim yaptığı vahşi dünyada tamamen "tek başına" kalır.
Tek BaşınaVolkan Sönmez · 2022700 okunma
8/10
·520 syf.·
2026 2. kitabı
Kitabın konusunu bir çok yerde görebilirsiniz zaten onu tekrar tekrar yazmaya gerek yok ama bende bıraktıklarını yazmak istiyorum. İnsanın çalışırsa başaramayacağı hiçbir şey yoktur yeryüzünde. Hele de bu konudaki ana motivasyonu sevdiğinin gözüne girebilmekse Martin bunun kitabını yazıyor. Ama işte Allah da sevenin kalitelisine denk getirsin insanı. Cebinizde paranız yoksa, para kazandığınız bir mesleğiniz ya da birilerine menfaatiniz yoksa insanlar bir yere kadar bakıyor suratınıza.Ünlü bir yazar olana kadar çok kişi sırtını dönse de kendisine inancını kaybetmiyor asla. Bu inanca ben de hayatımda sahip olmak isterdim açıkçası. Martin hedeflerine ulaştıktan sonra mertliğini kaybetmemesi tüm etrafının hayatını iyileştirme çabası çok güzel örnekler teşkil ediyor. Gel gör ki üst sınıfın insanlarının ünlü olduktan sonraki tavır değişikliklerini çok yoğun hissediyor ve bırakın çevresinden, sevdiğinden bile soğuyor. Hatta hayattan bile. Hangimiz soğumayız ki. Ye kürküm ye cümlesi belki de bu kitabı tek cümle ile özetliyor. Şunu da hissediyorsunuz olanları okuyunca; bir şeyler elde edilince, bir şeylere kavuşulunca eskisi gibi heyecan duymuyor insan, bir boşluğa düşüyorsunuz.Umarım kimsenin düştüğü boşluk Martinin düştüğüne benzemesin. Kitabı okurken az çok tahmin edebilirsiniz olacakları ama sonu üzdü beni. Son kelimeye kadar bir umudum vardı aslında. Okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Martin EdenJack London · İndigo Kitap · 2018134,9bin okunma
Reklam
Reklam