Bazen yüksek binaların balkonlarına çıktığımda sallanırım hala. İçimde garip bir korku belirir. Yükseklik ya da düşme korkusu değil. Birdenbire, durup dururken atlayıvermekten ürkerim. Yıllarca kendime has sandığım bu tedirginliği başkalarının da taşıdığını sonradan fark ettim. Hatta Sartre atlama dürtüsünün varoluşsal boyutlarından bahsediyor bir kitabında. Bu, hissin manyakça olduğu gerçeğini değiştirmiyor ama marazında yalnız olmadığını bilmek insanı bir nebze rahatlatıyor.
...hayata tutunmak için inanmaya mecbur kaldığımız bütün yalanlar günü gelince açığa çıkıyor. Ve sonra biz ölmüyoruz. Daha kötü bir şey oluyor. Öğrendiklerimizle yaşamaya devam ediyoruz.
İçimde tonla kimlik taşıyorum ve tekinin bile hayrını görmüyorum. Hepsi yamru yumru. Hepsi ayrı telden çalıyor. Duymamak için kulaklarımı tıkasam da çıldırtıcı uğultuları kesilmiyor.