Buket Cingöz

"Kalbimi kırıyorsun," diye hıçkırıklara boğuldu kız. "Seni sevdiğimi ve seni sevdiğim için burada olduğumu biliyorsun." "Korkarım ne demek istediğimi anlamadın," dedi usulca Martin. "Söylemek istediğim şey şu: Beni seviyorsan, beni reddedecek kadar az sevdiğin güne göre, nasıl oluyor da şu anda beni daha çok seviyorsun?"
Sayfa 457·Kitabı okudu
Reklam
Konuşamayacak kadar allak bullak olmuştu. Ruth'la olan ilişkisini kafasında bitirip mühürlemiş ve tamamen kapatmıştı. Shelly Hot Springs çamaşırhanesi, bir haftalık çamaşırla birlikte Metropol Otel'i işgal edip Martin'i de işe koşsa ancak bu kadar şaşırırdı.
Sayfa 454·Kitabı okudu
Böylesi durumlarda sık sık kare kesimli kruvaze paltolu ve dar kenarlı Stetson şapkalı genç kabadayıyı ağır ağır yürürken görüyordu. Bir öğleden sonra yine aynı şey oldu. Tam sandalyesinden kalkmış, kürsüye yürüyordu ki yine kare kesimli kruvaze paltosu ve dar kenarlı şapkasıyla o genç kabadayının, büyük salonun en arkasındaki geniş kapıdan dayı dayı yürüyerek içeri girdiğini gördü.
Sayfa 447·Kitabı okudu
O kitaplar yazılmıştı!
Sayfa 441·Kitabı okudu
Parka girdiği anda bütün eski duyguları tekrar içine doldu. Ne de olsa buradaki insanlar, kendi sınıfındandı. Onların arasında doğmuş, onların arasında yaşamıştı ve uzunca bir süre ayrı kalmışsa da tekrar onların arasına dönmek gayet iyi gelmişti Martin'e. Yakınlarda bir yerden "Ulan, Mart di mi şu!" diye bir ses duydu ve hemen ardından omzunda bir dost eli hissetti. "Nerlerdeydin yav? Denize mi çıktıydın? Hadi gel, bi şeyler içelim."
Sayfa 416·Kitabı okudu
Reklam