Freud’un söylediği şey aslında “hayal kurmak kötüdür” gibi bir yerden değil. Mesele, hayalin eylemin yerine geçip geçmediği. Psikanalitik olarak düş kurma, çoğu zaman doyuma ulaşamamış bir isteğin gerçek hayatta karşılanamaması sonucu ortaya çıkan geçici bir telafi alanı. Hayal eyleme dönüştüğünde zaten Freud’un eleştirdiği noktadan çıkıyor; o zaman artık düş değil, gerçeklik ilkesine bağlanmış bir hedef oluyor. Eh biraz da aslında bir hedefe, istenilen duruma ulaşıldığında eskisi kadar değerli mi? tartışmak gerekir. Ayrıca hareket kısmına katılıyorum, eylemsiz istekler, hayaller sözde kalan ve uçup gidecek olan bir yargıdan başka bir şey değil. :)