Sanırım olduğumdan daha iyi biri zannediyor beni, daha olgun, daha güçlü. Ama değildim, herkes gibiydim, belki herkesten daha zayıftım, çünkü herkesten fazla yaralanmıştım.
Gitgide büyüyen bir karamsarlık vardı içimde, olanca gücüyle yüreğime çöken bir ağırlık. Kalp krizi mi geçirecektim ne? Yok, sadece hayatın farkına varıyordum bir kez daha. Hepsi buydu. Eskiden de çok iyimser bir adam değildim ama hiç değilse mücadele edebilecek kararlılığa sahiptim. İnancım olmasa bile inadım vardı. Ölmeyi beceremiyorsam, küçük de olsa anlamlı işler yapmalıyım diyebiliyordum. Galiba o duyguyu yitirmeye başlamıştım. İçimdeki umut ağır ağır ölüyordu. İşin kötüsü bana ayakta kalma, direnme gücünü kazandıran insanları da yitiriyordum. Önce Evgenia, ardından Ali...