[...] Çinli bilge Chuang-Tzu kendini kelebek olarak görmüş rüyasında ve uyanınca sormuş kendi kendine: 'Acaba ben rüyasında kelebek olan bir insan mıyım, yoksa şimdi rüya görüp kendini insan sanan bir kelebek mi?'"
"1600 yıllarında doğmuş olan İspanyol şair Calderon 'Yaşam Rüyadır' adlı bir oyun yazmıştı. Şöyle diyordu bir yerde: 'Nedir yaşam? Bir delilik! Nedir yaşam? Bir yanılsama! Bir gölge! En önemli şeyin bile önemi yok, çünkü bir rüyadır bütün yaşam...'"
Neden Tennesseeli zavallı şair, beklemediği bir anda iki avuç gümüşe konduğunda, çok ihtiyacı olan paltoyu almak ve parasını Rockaway Kumsalı'na yürüyerek gideceği bir yolculuğa harcamak arasında kaldı? Neden sağlıklı ve güçlü bir ruha sahip her sağlıklı ve güçlü çocuk, arada sırada denize gitmek için çıldırır? Neden bir yolcu olarak ilk seyahatinizden sonra, bulunduğunuz geminin artık karadan görünmediğini duyduğunuzda içinizde esrarengiz bir his uyanır? Neden eski zamanlarda Persler, denizin kutsal olduğuna inanıyorlardı? Neden Yunanlar denize ayrı bir tanrı bahşedip o tanrıyı da Zeus'un kardeşi ilan ettiler? Elbette bunların hepsi anlamsız değildir. Hatta Narkissos'un hikayesinin anlamı daha derindir; pınarda gördüğü acı verici ölçüde zarif siluetin ne olduğunu anlamak için sulara daldı ve oracıkta boğuldu. Fakat aynı görüntüyü bizler bütün nehirlerde ve okyanuslarda görüyoruz aslında. O gördüğü, hayatın anlaşılmaz hayalinin görüntüsü, bir anlamda her şeyin anahtarıdır.