Alexandre Dumas'ın kaleminden çıkan Kamelyalı Kadın, 19. yüzyıl Fransa'sının canlı tablosu eşliğinde, aşkın, tutkunun ve toplumsal normların çarpıştığı bir hikayeyi anlatır. Romanın kahramanı Marguerite Gautier, Paris'in en tanınmış yosmalarından biridir. Yaşamı, lüks ve zevk içinde geçse de, kalbi derin bir yalnızlığa mahkûmdur.
Armand Duval adında genç ve tutkulu bir adamla tanışmasıyla hayatı kökten değişir. Armand, Marguerite'e olan aşkını gizleyemez ve onunla birlikte olmak için her şeyi göze alır. Ancak, bu aşkın bedeli oldukça ağırdır. Toplumun gözünde kabul görmeyen bir ilişki yaşayan ikili, aşkın gücüyle mücadele ederken, aynı zamanda bazı acımasız gerçeklerle de yüzleşmek zorunda kalır.
Belki altı aylık bir ilişki. Ama hem kahramanları hem de okurları etkilerken içinden neden bu aşk yaşandı diye geçirdim. Olasılık olarak çok düşük ihtimal değil mi? Kadın gözünden bakalım ki bahsedeceğimi kitap içinde de bulacaksınız
Gerçek bir ilişkiye başladınız, geçmişiniz ilişki içinde veya sonrasında sorgulanmayacak mı, bu yaşamınızın etkisi aşkın ilerleyen mevsimlerinde yüzünüze çarpmayacak mı…
Ya Armand, neydi seni aşık eden. Güzellik mi, merak mı, Marguerite'enin işini biliyorsun, her şeyi kabul ediyorsun. Daha tamam der demez iki günde de sorgulamaya başlanır mı?
Marguerite, Armand, babası, anlatımdaki sadelik. Yaşanan aşkın sürükleyiciliği…
Marguerite kitabın sonlarında diyor ki yaşamım sizi tanımadan iki yıl önce ne ise o olmuştu. Peki sevgili okur yani ben, sen kitabı okumadan iki saat önceki sen oldun mu. Neyse sizi ismen unutsam da aşkınızı unutmam. Sizi de buraya yazıyorum ki bakıp arada hatırlayım.
Marguerite & Armand