Alexandre Dumas'ın kaleminden çıkan Kamelyalı Kadın, 19. yüzyıl Fransa'sının canlı tablosu eşliğinde, aşkın, tutkunun ve toplumsal normların çarpıştığı bir hikayeyi anlatır. Romanın
Bu vatanın kolay kurulmadığını ne zorluklardan geçtiğini bir şerbetçi çocuğunun gözünden bize Kurtuluş Savaşı dönemini anlatmaktadır.
Yoksullukka boğuşan ve umutları tükenen bir ülkede hayatta kalma mücadelesi, toplumsal dönüşümleri, kıtlık günlerini ve muzaffer bir sonuç beklentisini hissedeceğiniz bir kitap.
Cumhuriyet’in ilk sabahı kitabını şimdi okuyorsanız içerisinde olduğumuz zaman kaynaklı kitap o günleri daha iyi anlamanızı sağlıyor. Ne diyor ilk cümle;
“Dünyaya gözlerimi bir savaşın ortasında açtım.”
siyaset yapmadan masum çocukların öldüğü filistinde büyüdüğünde bu cümleyi yazabilecek bir çok masum ölüyor. Bu cümleyi kurabilmenin ne kadar acı olduğunu, ne kadar imkansızlık olduğunu buram buram hissediyorsunuz.
Çocuk kitabı gözüyle bakmadan okuyun, günümüzde yaşanılanları düşünerek okuyun.
“Vatan yorgun, halk yoksul, umutlar yitip gitmişken bir çocuk nasıl yaşar hayatı?"
ve bir daha Mustafa Kemal gelmeyecek. Bunu bilerek okuyun. Çocuklarımıza okutalım. İlber hocanın dokunuşlarıyla iyi okumalar.
Cumhuriyet'in İlk Sabahıİlber OrtaylıŞermin Yaşar