Böylesine bir tutku, böylesine bir acı...
Kitabın isminden pekte bir şey çıkaramadan başlamıştım bu kitaba. Sadece bir mektuplaşmayı mı göreceğiz diye bir endişe de yok değildi içimde. Fakat daha da uzun yazılmış olsaydı hiç sıkılmadan okuyabilirdim ben bu tutkulu kadının mektubunu. Bir solukta bitirdiğim bu kitabı çok sevdim.
Tamamı ile bilinmeyen bir kadın, görülmeyen ama var olmak için çırpınan. Tanrıya bile sevdiği adama inandığı kadar inanmayan bir kadın. Tanımayı asla seçmeyen, kadının gözlerinde mükemmel ama bizim için bir o kadar ahmak olan bir adam. Yine de bu kadını bu adamdan başka kim var edebilirdi ki?
Boğazıma bir yumru oturarak okuduğum kitap...
Sanki mektup bana gelmiş ve bir kitap okumuyormuşum hissi kadar gerçek bir acı.
Zweig bir kadının acısını mükemmel anlatmış!
Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu