Catay

Catay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·48 syf.·
8 saatte okudu
·
2026 11. kitabı
Reklam
İslâm, kadınları "zevcelik ve vâlidelik" ile vazifelendirmiş, [hareketlerini] "namus ve fazilet"le sınırlandırıp kayıt altına almıştır. Her erkek, kadına rıfk ve hürmetle muameleye ve hatta [onunla] iyi geçinmeye memur ve mecburdur. Muhafaza, iaşe, ağır ve güç hizmetler erkeğe yüklenmiştir.
Birkaç yerde söyledik. İşte yine tekrar ediyoruz ki İslâm dinindeki emir ve kaidelerde üssü'l-esas "insanî nefsin fıtrat ve hakikati" olup bunda hayallere hiç yer bırakılmamıştır. Kadın ve erkek kelimeleri arasında ve bunların mânâsında ne kadar farklılık var ise kadınla erkeğin mazhar oldukları tecelliler arasında da o kadar fark vardır. Bir kadın, erkekten daha naziktir, daha güzeldir, daha hassastır, daha şefkatlidir, daha zariftir. Lakin erkek kadından daha metindir, daha tahammüllüdür, daha sabırlıdır, daha kuvvetlidir. Bu sıfatlar erkekle kadının birbirinden ayrılmasını [sağlayan] alâmetlerdir. Kadınla erkeğin farkları saç ve sakaldan ibaret değildir. Erkeği kadına, kadını erkeğe cezb eyleyen, muhabbetin mânâsını meydana getiren bu tezattır. Bir erkek, bir kadını kınamak istese "Erkek gibi bir kadın!" cümlesini söyler. Bir kadın bir erkeği "Kadın gibi bir erkek" sözüyle küçük görür. Kendilerinde var olan vasıflar ve istidatlara göre ailede ve bu toplumda kadınla erkeğin vazifeleri ve meşguliyetleri ayrılmıştır.
Hürriyet; yücedir, mukaddestir. Lakin hayvanca bir hürriyet değil. Eşitlik elzemdir lakin insanı kırıp geçirircesine ve kadir bilmezcesine bir eşitlik değil.
Bütün bu safsatalar, bütün bu iddialar "hürriyet", "eşitlik" fikirlerinin yanlış telakkî edilmesinden ileri gelmiştir.
Reklam