"Şimdi bazen işleri yoluna koymak için sıkmayacaksın yumruğunu, açacaksın avucunu. Avucundakileri savuracaksın havaya, bekleyeceksin geri gelmelerini."
Çünkü dostluk, kan ter içinde sımsıkı tuttuğun bir halat değildir. Biz hep o alıştığımız kalabalık dağılmasın diye, kendimizden eksiltme pahasına kanatırcasına sıktık o ipi. Oysa gerçek bağlar, sen zorla tutmayı bıraktığında da yere düşmeyenlerdir.
Avucunu açtığında rüzgara kapılıp ilk gidenler; zaten sadece senin çabanla orada duran, senin sessizliğine ve yorgunluğuna tahammülü olmayan o ezberlenmiş yakınlıklardır. Bırak savrulsunlar. Sen hiçbir çaba göstermeden, fırtınaya direnip usulca o açık avuca geri konanlar ise senin hayattaki en gerçek aynalarındır. Yorma artık kendini, sıkma o yumruğunu; bırak gidenler rüzgarın, kalanlar gerçeğin hakkını versin.