Toplumdaki üretici, tüketici ve diğer değişken faktör sahiplerinden birinin durumunu kötüleştirmeden, diğer birinin durumunu iyileştirmek mümkün değildir.
Şimdiki zamanda hayatlarıyla ilgili bazı sorunlarla yüzleşen çoğu insanın kendilerini “evlendiğimde işler yoluna girecek“ ya da “üniversiteden mezun olduğumda her şey düzelecek“ ya da “yeni bir işe girdiğimde sorun kalmayacak“ gibi düşüncelerle avuttuklarını görürüz. Gerçekten de pek çok insan mutsuzluk, sıkıntı ya da amaçsızlık gibi hislere otomatik tepkiler vererek, “gelecekte beni bekleyen ne tür güzellikler var?“ sorusuyla birlikte zihinlerini içinde bulundukları andan uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu durumda geleceğe dair “umut“ aslında şimdiki zamanı öldürüyor.