Çağla Hezer

Çağla Hezer
@caglahezer
Okur, yazar, anne
Havası kirli olan bir yerde temiz bir hava isteriz. Soğukta sıcağı, sıcakta soğuğu ararız. İki sene önce sevindiğimiz telefonumuza yüz düşürürüz. Siyahımız olsa beyaz için çabalar beyazımız olsa siyah için çırpınırız. Çünkü biz nankörüz. Şükür bizim neyimize… On sene ev için çalışırız ama bir sene sonra çalıştığımız evi beğenmeyiz. Sürekli birini diğerine kıyaslarız. Çünkü yetinmeyi bilmeyiz. Sahip olduğumuz güzellikleri asla görmeyiz. Mizacımız böyle, en iyisine sahip olmayı kendimizi geliştirmek zannederiz. Dolabımızda en az on tane beyaz t-shirt vardır, çünkü detayını sorsalar cevap veremeyeceğimiz baskıları farklıdır. Körüz yani anlayacağınız. Göremeyiz güzel olan hiçbir şeyi… Yaşamak için bir engelimiz yoktur ama ufak şeyleri kendimize engel görmeyi pek güzel beceririz. On gün işe gitsek “tükenmişlik sendromu” yaşıyorum deriz. Oysaki bilmeyiz, sabah ezanında kalkıp ağırda süt sağmayı kışın soğuklarında. Çünkü Starbucks’tan kahve alıp bütün gün bilgisayar başında masa başı işler yapmak bizim için sendrom yaşatacak kadar zor bir süreçtir. Bir dedikodu olduğunda nasılda toz olup havaya karışır sendromlarımız. Çünkü boş vaktimiz çoktur. Bilge cahilliğimiz ile her konu hakkında yorum yapmaya bayılırız. Her şeyi eleştirebilecek kadar her şeye sahibiz, her şeyi deneyimlemişizdir ama hala bir şeyler eksik diye durmadan planlar programlar yapmaya devam ederiz. Empatimizin bütün yerini egomuza bırakmışızdır. Barıştan kardeşlikten bahsederken birilerinin arkasında düşmanlık vazifemizi yapmaya devam ederiz. Çünkü kabullenmeyiz ama iyi biliriz, insanın insana olan düşmanlığını… Kadına şiddette isyanlarda ses çıkartmada bir numarayızdır ama icraatta “Allah yardımcısı olsun”culardanız. Biz, evet biz insanlığın yüz karasıyız. Değeri parayla, itibarı parayla, saygıyı parayla
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Naim Süleymanoğlu sen mükemmel bir detaysın...
Sinema
Çok sima tanıdım, ima aldım, yüzleri aklıma kazıdım Adı anıldığında işte dostum, dedim Adım anıldığında tanımam, dedi Taktı maskesini yüzünü çevirdi Ve sildi kalıcı tüm izleri
Müzik
Gecenin siyahında kaybolurken, düşündüm. İnsanın nokta kadar olamadığı evrende, bocaladığı yollardan birinde kaybolmuşum. Sorgulamaya başlamışım. Önceden sorguladığım insanları bir kenara bırakıp ok’u kendime çevirmişim. Edindiğim her tecrübenin acı olaylar neticesinde gerçekleşmesi gerçekten benliğimden mi kaynaklı? Gerçekten kendimi üzecek kadar iyi mi yoksa birşeylerin bedelini ödeyecek kadar kötümüyüm? Kaçıncı kez yoruldum, saymadım. Ruhumda bir dinginlik ama korkunç. Günler beni arkasına iple bağlamış peşinden sürükleyip gidiyor. Kısır döngü dedikleri bu olsa gerek. Gülüyorsun, yoruluyorsun nefes almaktan. Mutlusun, sonra dertten toparlayamıyorsun, yoruluyorsun. Üstelik sonunda da ölüyorsun. Ne yaşadığın mutlu anların, tanıdığın insanların, edindiğin eşyaların bi önemi kalıyor ne de üzüldüğün, tasalandığın şeylerin değeri. Unutulup gidiyorsun. Yaşarken de, ölünce de unutuluyorsun. Koca evrende başkalarının sana değer vermesini beklerken, bir ömür boyu çalışıp geçim mücadelesi de eklenince yanına bir bakmışsın yıllarını harcıyorsun. Bence fazla önemsemek gerekir olgusunu benimsemeye başladığımı hissediyorum. Yarın ne olacakmış, acaba şöyle olur mu, böyle gider mi evhamlarını şu sıralar söylemez oldum kendime. Hayatımın yarısı bu kuşkularla geçti. Acaba şöyle olur mu dediğim şeylerin çoğu oldu. Böyle gider mi dediğim çoğu şey öyle gitmedi. İnsanların kalplerini asla sevgi ile kazanamadığımı sevginin sadece hayvanlarda işe yaradığını öğrendim. Bu nedenle ruhum dingin ama bu tükenmişliğin bir hissi… Sadece yaşamaksa bütün espiri ve yaşanacaksa bu hayat sadece kendin için yaşamalısın. Çünkü kendin için yaşamadığında ilk sırada kendin olmadığında böyle gecenin siyahında düşüncelere dalarsın. Acı tecrübelerini anarsın. Tecrübelerim acı oldu ama tecrübe oldu nihayetinde.
Edebiyat
SÖYLEMEK İSTEDİĞİM BİRŞEYLER VAR
Açtım Kalben – Yara’yı koydum kahvemi geçtim uzandım ikili koltuğa. Hayallere daldım, ama çoğunlukla hayal kırıklıklarını hatırladım. Alıp çok kıymetli bir şeyi sağdan sola, duvarlara çarpa çarpa hırpalamışlar gibi hissettim kendimi. Çok kıymetli bir şeyi dedim, mübalağa tabii. Nesi kıymetli ki dünyaya ait olan şeylerin. Vakti gelince hiçbir şeyin önemi kalmıyor doğrusu. Derken durdum ve birden afalladım. Amma da çok büyütüyorum çoğu şeyi gözümde dedim ve içimde bir kıpırtı hissettim. Bu zaman zaman bana uğrayan bir gücün kıpırtısıydı. (keşke her daim mevcut olsaydı bünyemde) Bazen kendimi herşeyin üstesinden gelebilecek gibi hissettiğimde hep aynı şey olurdu. Beyinde gümbür gümbür serotonin, damarlarda kalbin hızla yolladığı kanın akışıyla yüzde oluşan o sebepsiz zafer ifadesi… yine kendimi harika hissetmeye başladım. Bu duyguyu gerçekten seviyorum çünkü bu olduğu zaman etrafımda görünmez bir kalkan oluşuyor. Hatalarımı seviyorum, sorunları önemsemiyorum. İnsanlarla savaşabilecek gücü kendimde hissediyorum. Acılarım, geçmişim bana daha farklı gelmeye başlıyor. Gel-git ‘leri olan ruh hastasının tekiyim diyorum gülerek. İşte bu zirveyi anlık değil de kalıcı olarak bünyesine tuttura bilenler kazanıyor. Biz hep böyle insanlara yenik düşüyoruz. Ben hep böyle zamanlarda anlıyorum gerçeği. Aslında kafaya taktığımız insanlar, yaşadığımız sıkıntılar o kadar. gereksiz ki sadece bulunduğun an’a haksızlık ediyorsun. Hepsi gelip geçiyor. İnsan bir şekilde geride bırakıyor. Sen bırakamasan bile hayat seni buna zorluyor. Şuan ne tür derdin varsa hepsi bir müddet sonra bitecek. Ama geriye dönüp baktığın da sadece elinde çektiğin sıkıntının izleri kalacak. Bu an’a ait hatırladığın tek şey bu olacak. O kadar güzel şeylere geç kalıyoruz ki sırf bu sebepten..
Edebiyat