Güneş çıkmış, gökyüzünde beyaz kabarık bulutlar var, başı olmayan koyunlara benzeyen. Kanatlarımızla, at gözlüklerimizle,yukarı bakmak zor, tamamıyla görmek zor, gökyüzünü, herhangi bir şeyi. Gene de bunu yapabiliyoruz, her seferinde bir anlığına, başın yukarı ve aşağı, yana ve geriye doğru hızlı bir hareketiyle. Dünyayı kaçamak anlarda görmeyi öğrendik.
Kuralları hatırlıyorum, hiçbir zaman ifade edilmeyen ama her kadının bildiği kuralları: Bir yabancıya kapını açma sakın, polis olduğunu söylese bile. Kimlik kartını kapının altından vermesini iste. Sorunu olduğunu iddia eden bir motorsikletçiye yardım etmek için yolda durma. Kendini tut ve yürümeye devam et. Birisi ıslık çalarsa arkana bakma. Gece tek başına bir çamaşırhaneye gitme.
Burada da aynı insan yokluğu, aynı uykuda
olma hali var. Cadde neredeyse bir müzeye ya da eskiden insanların nasıl yaşadıklarını göstermek amacıyla yapılan maket şehirlerdeki bir caddeye benziyor. Bu resimlerde, müzelerde, bu maket şehirlerdeki gibi hiç çocuk yok ortalıkta.