Jack London'dan okuduğum ikinci kitap.İlki Beyaz Diş'ti ve London'ın empati yeteğine hayran kaldığımı söyleyebilirim,Martin Eden' da bu konuda ondan hiç eksik kalır değildi. London'ın kendi özel hayatına paralel gidebilecek bir kurguya sahip.Kitabın arkasında da yarı otobiyografik bir eser olduğuna dair bilgi verilmiş.Ben şahsen okurken, kitaptaki birçok karakterde kendimden parçalar buldum ve kitap içinde kaybolup gittim.Ama en çok Martin Eden'ın o tutkulu hallerini sevdim sanırım.Çevresinde idealleri için olumsuz konuşan,onu engelleyen ve yadırgayan onca arkadaşına,ailesindeki bireylere ve tanıdıklarına rağmen inandığı şeylerden asla vazgeçmeyen ve bu uğurda mücadele veren hırslı yapısı beni çok etkiledi ve harekete geçirdi diyebilirim.Kesinlikle okunması gereken bir kitap.Jack London, Beyaz Diş ve Martin Eden ile birlikte sevdiğim yazarlar arasında şimdiden yerini aldı.
Kitabın ana karakteri ve aynı zamanda anlatıcısı olan Maya'nın üniversiteye konuk olarak gelen Profesör Wagner ile yollarının kesişmesiyle; hem bir kadının günlük hayatından,yaşamından ve aile ilişkilerinden kesitlere şahit olurken bir yandan da yakın tarihimizin üzerindeki tozlu perdeyi kaldırıp o yıllarda yaşanmış olan acı olaylara tanıklık ediyoruz.Açıkçası kitabın günlük bir dille yazılmış olması,yakın tarihte yaşanmış birçok toplumsal olay üzerinden vermek istediği mesajlarla, anlatıcının kendi hikayesiyle beraber akıcı bir üslup yakalanmış.Keyifle okunabilecek,yakın tarihimize de ışık tutan,toplumsal mesajlar içeren okumanızı önerebileceğim bir kitap.
Marquez'in "yüzyıllık yalnızlık" kitabından sonra okuduğum ikinci eseri olan kırmızı pazartesi de bir cinayet başından sonuna kadar tüm detaylarıyla farklı kişilerin ağzından anlatılıyor.Diğer cinayet romanlarından farklı olarak ise kitapta kimin öldürüldüğü kitabın en başında söyleniyor ve cinayetin göz göre göre nasıl işlendiği anlatılmaya başlanarak bir yandan da toplumun bu cinayet karşısında sessiz kalmasından dem vuruluyor.Açıkçası bu farklı anlatış tarzı beni daha da içine çekti.Olayların nasıl geliştiğini merak ettiğimden okudukça okuyasım geldi ve yazarın diğer kitaplarına nazaran daha kısa olduğundan bir solukta bitiverdi.