Yine karşınıza Dream Harbor serisi ile geldim… Bu seri bana, halamdan 18 yaşlarında iken aldığım; hayatın içinden konulu seri kitaplar gibi bir his veriyor. O yüzden bu seriden kopamıyorum…
Hemen konusuna gelecek olursam; Iris, tek gecelik ilişkilerden yana olan, çoğu işte birkaç aydan fazla kalmayan, hayatı konusunda hızlı hareket edip kararlar veren kızımız.
Archer ise; dünyaca ünlü bir şef, burnu biraz havada ve ufakalaca davranan başrol adamımız…
Yolları; Archer’ın beş sene önce takıldığı bir kızdan çocuğu olduğunu öğrendiği anda kesişiyor. 5 yaşındaki Olive’nin annesi ölmüş, kendisi Dream Harbor da ananesi ile yaşıyor ve babası Archer ile iletişime geçmişler. Archer daha önce Dream Harbor’u bilmiyor ve geldiğinde buradan bir an önce gitmek istiyor fakat yapması gereken bir şey var… o da kızı Olive’nin yasal ebeveyni olmak. Bunu başarabilmek için 6 ay boyunca Dream Harbor Kasabasında kalması gerekiyor. Olive’ye bakabilmesi için bir bakıcıyı işe alması gerekiyor ve şansa bakın ki Iris bu sırada beş parasız bir şekilde iş arıyor… Böylece hikayemiz başlıyor.
Kitapta sevmediğim ve eleştirdiğim şeylere gelelim;
Birkaç bölüm daha Olive’nin babası ile konuşmamasını, sessiz kalmasını isterdim. Bana göre bu kısımlar, çocuğun ona alışması, eve alışması,yeni bir düzene alışması üstün körü yazılmıştı.
Ayrıca Iris’in hamile olduğunu Archer’e söylediği andaki sahnenin daha uzun daha duygusal olmasını beklerdim ama yazarımız asıl önemli kısımları kısa tutmayı tercih etmiş.
Ve ilk birlikteliklerinde… birbirlerini sırf ateşlerini söndürmek için kullanmaları iğrençti. Duygusallık nerde, bağ kurma nerde? Dream Harbor serisine yakıştıramadım. Bunlar benim için eksilerdi.
Ayrıca Archer her seferinde Paris’e geri dönmek istiyordu. Kızı ile orda hayat kurmak istiyordu. Bir anda nasıl