cagla

6/10
·352 syf.··
2026 22. kitabı
Yine karşınıza Dream Harbor serisi ile geldim… Bu seri bana, halamdan 18 yaşlarında iken aldığım; hayatın içinden konulu seri kitaplar gibi bir his veriyor. O yüzden bu seriden kopamıyorum… Hemen konusuna gelecek olursam; Iris, tek gecelik ilişkilerden yana olan, çoğu işte birkaç aydan fazla kalmayan, hayatı konusunda hızlı hareket edip kararlar veren kızımız. Archer ise; dünyaca ünlü bir şef, burnu biraz havada ve ufakalaca davranan başrol adamımız… Yolları; Archer’ın beş sene önce takıldığı bir kızdan çocuğu olduğunu öğrendiği anda kesişiyor. 5 yaşındaki Olive’nin annesi ölmüş, kendisi Dream Harbor da ananesi ile yaşıyor ve babası Archer ile iletişime geçmişler. Archer daha önce Dream Harbor’u bilmiyor ve geldiğinde buradan bir an önce gitmek istiyor fakat yapması gereken bir şey var… o da kızı Olive’nin yasal ebeveyni olmak. Bunu başarabilmek için 6 ay boyunca Dream Harbor Kasabasında kalması gerekiyor. Olive’ye bakabilmesi için bir bakıcıyı işe alması gerekiyor ve şansa bakın ki Iris bu sırada beş parasız bir şekilde iş arıyor… Böylece hikayemiz başlıyor. Kitapta sevmediğim ve eleştirdiğim şeylere gelelim; Birkaç bölüm daha Olive’nin babası ile konuşmamasını, sessiz kalmasını isterdim. Bana göre bu kısımlar, çocuğun ona alışması, eve alışması,yeni bir düzene alışması üstün körü yazılmıştı. Ayrıca Iris’in hamile olduğunu Archer’e söylediği andaki sahnenin daha uzun daha duygusal olmasını beklerdim ama yazarımız asıl önemli kısımları kısa tutmayı tercih etmiş. Ve ilk birlikteliklerinde… birbirlerini sırf ateşlerini söndürmek için kullanmaları iğrençti. Duygusallık nerde, bağ kurma nerde? Dream Harbor serisine yakıştıramadım. Bunlar benim için eksilerdi. Ayrıca Archer her seferinde Paris’e geri dönmek istiyordu. Kızı ile orda hayat kurmak istiyordu. Bir anda nasıl
1000Kitap
Çilekli Pankek EviLaurie Gilmore · Juno Kitap · 202645 okunma
Reklam
6/10
·464 syf.··
2026 21. kitabı
Evet karşınıza yeniden Süfrajet Hanımlarımız ve onların hakları adına savaşmaları ile geldim… Yani Dize Getirilen Dük’ün 2. Kitabı ile sizlerleyiz… Hemen iki ana karakterimizden bahsetmek istiyorum. Lucie ve Tristan… Lucie; kendisi bir Leydi olan ama zengin ve asil ailesi tarafından reddedilmiş biri. - gençken kadın hakları için, kadınlar ile yürümüş ve babası tarafından görülmüş- Her şeye rağmen savaşında kararlı, erkekler ile işi olmayan, aklı fikri davasında olan ve herkesin dediği gibi hem kız kurusu hem de bir cadı. ( 28 yaşında) Tristan ise; aynı Lucie gibi asil ve zengin bir aileden gelmiş ama babası tarafından hiç sevilmemiş Lordumuz… Hovarda, çapkın ve rahat bir tip. ( 27 yaşında kızımızdan bir yaş küçük) Fakat gençliğinden beri kızımıza aşık… Gel gelelim yorumuma; Lucie’nin inatçı ve kararlı tavırları istediğim gibiydi. İlk kitaptaki Anabelle gibi gelgitli değildi. Hep bir savaş içindeydi. Her şeyi en iyi en güzel şekilde yapmak istiyordu. Ve bunun için çok çabalıyordu. Tristan ile yolları kesiştiğinde ikiside aynı yayınevini istiyordu. Her şey buraya kadar iyi ama ansızın Tristan’ın teklifi beni şok etti. Gerçi ilk kitaptaki Dük gibi insanı sinir edecek şekilde gel metresim ol demedi. Başından beri, Lucie’ye sahip çıktı. Dük’ün Anabelle’ye yaptığı gibi gelgitli davranmadı. Kıza her zaman her şekilde sahip çıktı. Onu asla metres olarak değil aşığı olarak bile değil sevgilisi, sevdiği kadın olarak gördü. Her şey çok güzeldi. Tristan’in onu kırmadan mükemmel şeyler yapması, sırf onun için bir şeyler yapması, çabalaması harikaydı. Ama bir şeyler eksikti. İlk kitaptaki o hırçınlık yoktu. O şok etme yoktu. Kitap çok sakindi. Hiç beklediğim gibi değildi. İlk kitaptaki gibi kızımızın haklar için yürüyüş yapıp yakalanmasını, oğlumuzun delirmesini istedim ama
1000Kitap
Kural Tanımaz ÇapkınEvie Dunmore · Olimpos Yayınları · 20262 okunma
7/10
·448 syf.··
2026 20. kitabı
Skylar 18 yaşında, istifçi annesi ile çöp evlerinde yaşayan, birkaç hastalığa sahip naif kızımız. Jude ise 34 yaşında, dövmeli, dışarıdan soğuk ama çevresindeki insanlara karşı kibar mı kibar erkeğimiz… Yolları; Skylar’ın arabasının Jude’nin çalıştığı iş yeri önünde bozulması ile kesişiyor. Birbirleri ile önce arkadaş oluyorlar fakat bir gün ansızın Skylar’ın okul önünde bayılması ile Jude, onun tüm hastalıklarını öğreniyor. Annesinin destek olmaması ve babasının seneler önce evi terk etmesi üzerine Jude ona evlilik teklifinde bulunuyor ve tüm olaylar yavaş yavaş başlıyor. Kitap bana kalırsa güzeldi. Jude’nin kibar bir erkek olması kitaba vereceğim düşük puanı yok etti. 5-6 vermeyi düşünürken 7 vermeye karar verdim. Tabii absürt durumlarda var; 34-18 yaş ve aralarında geçen +18 durumlar? Bunu yazan ne düşünerek yazdı? Hangi duygular ile yazdı? Neden yazdı? Sorguluyorum ama kitap beni saçma bir şekilde içine de çekti. Belkide bitirmek için uğraştığımdan kaynaklı da olabilir. Bilemiyorum. Amcası ya da babası yaşındaki biri ile hangi düşünceler altında bir ömür geçirmek istedi Skylar onu da anlamıyorum. Fakat Jude tatlıydı. Sevimliydi. Ve onu sevmeme neden oldu… Belkide Skylar’ın her haltta hastalığını öne çıkarıp ay bunu yiyemiyorum ay bunu içemiyorum diye pick me davranıp, Jude’nin ona rağmen kibar ve sevgi dolu olmasından kaynaklı olabilir… Not: Jude’nin gençken yaptıkları da berbat ötesi(bana göre)… yok gençtim. Gençken yaptım, onlar eskidendi diye güzelleme yapması… tam bir saçmalık!!! Ayrıca kitabı bitirirken nedense saniyelik kalbim sızladı. Sevdiğim birine veda etmişim gibi hissettim. Bazı duygusal yanları olduğu için olabilir… Okumak isterseniz pek sıkılmazsınız. Öneriyorum ama sakin yazılmış bir kitap… Öyle koca koca aksiyonlar yok. İyi okumalar… Carian Cole
1000Kitap
Sakın Gelini ÖpmeCarian Cole · Martı Yayınları · 2024403 okunma
7/10
·496 syf.··
2026 19. kitabı
Şimdi karşınıza bir dönem kitabıyla geldim. Uzun zamandır dönem kitabı okumamıştım. O zaman mayıs ayının ilk kitabı hayırlı olsun. Hemen kısaca konusundan bahsedelim; Sophie; zengin,görgülü, 20 yaşında genç kızımız ve kendisi bir leydi. Aşık olduğu Brendan ise 33 yaşında zengin ve acımasız bir Dük… aslında bu dük, genç kızımızın kuzeni olan Lily ile evlenecekti ama bazı sebeplerden dolayı Sophie ile evlenmek zorunda kaldı. Sonrasında bir sürü olay yaşandı… Yorumuma gelecek olursam; Sophie çok akıllı fakat bir o kadar da yaşından kaynaklı duyguları ile hareket ediyordu. Yani tek kelime ile bir genç kızın olması gerektiği gibiydi. Fakat Brendan ise; kısaca buz gibi soğuk olduğu için tüm kitap boyunca kızı canından bezdirdi. Ve onun gibi duygu yoksunu birine bağırsan da anlamaz suratına tükürsen de anlamaz. Hep kendi kurallarıyla hareket etmeyi tercih ettiği için kıza da şato’yu zindan etti. Neymiş efendim kaybetme korkusundan kaynaklı bir sürü kural koymayı tercih etmiş. Bence daha çok onu esaret altında tutmaya karar vermişti. Bir de iç sesini kitapta okurken; kıza iğrenç ithamlarda bulundu. Yok s*rtük yok fah***… Yok her şeyi bilerek yaptı; yok koca meraklısı, yok düklerle yatma meraklısı falan filan… yani nasıl olurda ona böyle ithamlarda bulunan bir insanla bir kadın evlenebilir aklım almıyor. Tamam anlıyorum o zaman şartı ile şimdiki şartlar aynı değil… Ama o zamanda böyle aklı başında kadınlar vardı. Vardı değil mi? Mesela ben üzerime suç atılsa bile, adımın çıkacağını bilsem bile, o pislik dük bozuntusu ile evlenmezdim. Bir kenarda kız kurusu olarak çürürdüm, daha iyi! Tabi bu 2010’larda yazılan her dönem kitabı gibi olmazsa olmaz bir problemimiz de vardı. Neyse ki o da halledildi ve dük bozuntusu; bu sorun karşısında kızımıza aşık olduğunu fark etti. Bu
1000Kitap
Ruhun AteşiRita Hunter · Epsilon Yayınları · 2013440 okunma
7/10
·400 syf.··
2026 18. kitabı
Karşınıza Bize Geri Dön’ün ikinci kitabı olan Eğer Biz Olsaydık kitabı ile geldim… Kısaca konusu; çocukluğundan beri abisinin arkadaşı Jack’e aşık olan Stella ve genç kızımızı 18. yaş gününde hamile bırakan Jack hakkında… ( ne kadar da harika :/ ) Biri 18 biri 22 yaşında olan iki üniversiteli gencimiz hakkında… 12 sene sonra verdikleri karardan pişman olan yetişkinlerimiz hakkında… Verdikleri yanlış karar sonucu bebeklerini başka bir aileye vermek zorunda kalan iki gencimiz hakkında sıradan bir hikaye… Yorumuma gelecek olursam; Sıradan, basit bir kasaba hikayesiydi. Öyle vay canına denilecek kadar sizi etkileyen, oha ya diyeceğiniz bir kitap değildi. Küçük bir kasaba hikayesinin devamıydı. Artı yönlerinden biri ise; ilk kitapta olduğu gibi ikinci kitaptaki erkekte anlayışlı ve green flaga yakın bir karakterdi. Bu açıdan hoştu. Ama iki karakter hakkında konuşacak çok bir şeyim yok. Çünkü ikisi de sıradan yazılmış karakterler. Onların açısından üzüldüğüm tek nokta; bebeklerini başka bir aileye verip senelerce bu acı ile yaşamaları. Ve bunun pişmanlığını 12 senedir yaşıyorlar. Hayali bile kötü. Stella, her bebeğini veren annenin yaşayacağı şeyleri yaşamış bir kadın. Jack ise; bebeğine bağlanırsa onu kaybetmekten korkacak, vermekten vazgeçecek bir baba… Okumak isteyenler okuyabilir. Ama ben sonlara doğru bazı kısımları atlayarak geçtim. Çünkü gereksiz yere uzatılmış, boş sahnelerin yer yer olduğu bir kitaptı. İyi okumalar. Corinne Michaels Eğer Biz Olsaydık
1000Kitap
Eğer Biz OlsaydıkCorinne Michaels · Pukka Yayınları · 202581 okunma
Reklam