İnsan doğasına göre birine aşık olmak onun mükemmel olmasından değil beynimizin onda tanıdık bir şey bulmasındandır. Çekim rastgele değildir, hafızaya dayanır. Sinir sisteminiz tanıştığınız her insanı geçmişte yaşadığınız duygusal kalıplarla karşılaştırır. Birinin size konuşma şekli, bakışı ya da davranışı beyninize güveni ya da huzuru “ya da eski bir güveni hatırlatıyorsa” nedenini tam anlayamasanız bile ona çekilirsiniz. O ilk kıvılcım sihir değildir, o tanımadır. Bazen bu tanıdıklık sağlıklıdır, kendiniz olmaya çalışmadan anlaşılmanın verdiği sakinliktir. Bazense çözülmemiş acılardan gelir. Beyin geçmişte yarım kalan duygusal hikayeleri yeniden yaratır. Çünkü onları tamamlamak ister, canınızı acıtan şeyi bu kez düzeltmeye çalışır. Bu yüzden size iyi gelmeyen birine karşı bile çok güçlü bir bağ hissedebilirsiniz. Bu bir bağımlılık değildir; bağımlı olduğumuz şey zihninizin bitirmeye çalıştığı duygusal senaryodur. Kader gibi hissettirdiğinde bazen gerçekten öyledir. Ama sandığınız gibi değil bu geçmişinizin iyileşmek için kapınızı çalmasıdır…