"Namuslu bir insanım diye övünülür mü hiç?
Herkes namuslu olmak zorunda değil midir?"
Bu söz, ahlakın bir erdem olmaktan çıkıp bir gösteriye dönüştüğü anı sorgular. Namus, insanın kendine karşı taşıdığı sessiz bir sorumlulukken, onunla övünmek aslında bu sorumlulugun içinin boşaldığını ele verir.
Çünkü gerçekten olması gereken bir şey, ilan edilme ihtiyacı duymaz. Övgüye dönüşen namus, çoğu zaman başkalarının eksikliği üzerinden kurulan sahte bir üstünlüktür. Oysa ahlak, alkış beklemez; görünmez kaldığı ölçüde gerçektir. İnsan, namuslu olduğu için değil, namussuzluğu normalleştirdiği an kendini kaybeder.