Okan Çalık

Okan Çalık
@calkokn
Mea mihi conscientia pluris est quam omnium sermo
Sevilme gereksiniminiz ne kadar fazla olursa, insanların size saygı duyma ve sizi önemseme eğilimleri o kadar azalır.
Reklam
"Namuslu bir insanım diye övünülür mü hiç? Herkes namuslu olmak zorunda değil midir?" Bu söz, ahlakın bir erdem olmaktan çıkıp bir gösteriye dönüştüğü anı sorgular. Namus, insanın kendine karşı taşıdığı sessiz bir sorumlulukken, onunla övünmek aslında bu sorumlulugun içinin boşaldığını ele verir. Çünkü gerçekten olması gereken bir şey, ilan edilme ihtiyacı duymaz. Övgüye dönüşen namus, çoğu zaman başkalarının eksikliği üzerinden kurulan sahte bir üstünlüktür. Oysa ahlak, alkış beklemez; görünmez kaldığı ölçüde gerçektir. İnsan, namuslu olduğu için değil, namussuzluğu normalleştirdiği an kendini kaybeder.
Herkes kendi günahını görmezden gelir. Ama bir başkasınınkini affetmez. Hepimiz işimize gelen günahları seçiyoruz. Katlanabildiklerimizi sorun etmiyor tahammül edemediklerimiz yüzünden başkalarını yargılıyoruz. Kendi söylediğin yalana bir sebep bulursun ama başkasının yaptığı yanlışı yerden yere vurursun. Kendin bir işler çevirirken sorun yoktur ama başkası yaptığında suç olur. Aynı yanlış yapan kişiye göre ya görmezden gelinir ya da affedilmez ilan edilir. Herkesin kendine göre belirlediği sınırlar vardır. O sınırın içinde kalanlar normaldir, dışına çıkanlarda yanlıştır. Kendimize sessizce izin verdiğimiz davranışlar vardır. Alıştığımız, bahane bulduğumuz, üstünü kapattığımız şeyler. Ama birileri o bizim çizdiğimiz sınırları geçtiğinde bir anda ahlak dersi vermeye başlarız. Kendi tekrar ettiğimiz hataları yok sayarken bizi rahatsız eden hataları büyütürüz. Başkaları söz konusu olduğunda sertleşir, kendimiz için anlayış bekleriz. Gerçekte kimse diğerinden daha masum değildir, sadece herkesin yaptığı yanlış bulduğu bahane ve görmezden geldiği taraf farklıdır, bu yüzden kendi günahını normalleştirirken şunu sakın unutma senin için sorun olmayan şeyler başkası için BAĞIŞLANMAZDIR.
Nedense hep iyiler hasta. İyiler yorgun, iyiler mutsuz. Gamsızlar sefada, arsızlar sağlam.
Seni anlıyorum diyen insanlara; Hissedemediğin birşeyi anlayamazsın. “Seni anlıyorum," diyorsunuz. Oysa siz, benim iç yangınımın küllerini görüyorsunuz sadece. Yıllardır göğüs kafesimde taşıdığım o taşlaşmış ağırlığı, ruhumun sağır edici uğultusunu nasıl bilebilirsin? Sizin"anlayışınız," bir pencere camı. Benden yansıyan sığ bir görüntü. Siz, ayak izlerini dahi silmeye gücü yetmeyen bu fırtınanın köklerini hissedemezsiniz. Hissedilmemiş olan, sadece bir sestir. Ve benim gerçekliğim, sizin duymaya sade cesaret edemediğiniz bir çığlığın yutulmuşluğudur. Çünkü idrak edemediğin bir ıstırabın sahibi olamazsın.
Reklam