İnsanın kendiyle hesaplaşması, sessiz bir yangındır. Dışarıdan kimse fark etmez ama içerde bir yerlerde sürekli yanar, kül olur, yeniden doğar. Fark ettikçe kaybedersin huzuru; çünkü bilmek, bilmemekten daha ağırdır. Ne kadar çok anlarsan, o kadar az mutlu olursun.
Hayat bazen sana bir kapı gösterir ama anahtarı vermez. Herkes içeri girer, sen dışarıda kalırsın. Sebebini ararsın, bulamazsın. İşte orada başlar sorgu, orada başlar kendine dönük öfke. Çünkü bazı kapılar, sadece sende eksik bir parçayı tamamlamak için kapalıdır.
Kabullenmek, teslimiyet değildir; kabullenmek, şavaşmanın artık seni değil, sadece yaralarını büyüttüğünü anlamaktır. Çünkü bazı insanlar, sahip olmak için değil, anlamak için yaratılmıştır.
Ve sonunda sunu ögrenirsin: Hayat, adil olmaktan çok ögreticidir.
Kimi anlar kazanır, kimi kaybederek büyür.
Ama herkes, bir sekilde kendini bulmak için önce bir yerlerde kaybolur…