“çok içme, dedi bana. yoksa kötü düşler görürsün. suçlu ve yalnız kalırım karanlığın ortasında. elini tutamam ve notaların hepsi kurşun gibi batar kalbimize.”
bu şehirde ben her gün kendimi defalarca öldürürüm. bomba olur patlarım; kulesinden, köprüsünden aşağı atlarım. elimde bir bıçak her yerime saplarım. tavandaki bütün ipler kendimi asmam için sallanır. arabalar önlerine atlamam için yol alır. denizinde, lağımında, çöpünde kimliksiz cesedim. kimsesizler mezarlığında daracık çukurlara sığar dev cesaretim.
bütün babalarım demek artık başkalarını seviyor. bir tanecik annem toprak altında acısından çürüyor. kilisenin kulesine lanet olsun. caminin kubbesi yere batsın. bütün tanrılar bana düşman.
korkma, diyemem sana. arkadaşlarının çocukları yanlış sokakta oynadıkları için kayboldular. korkma, diyemem ki sana baba. devrim sevgilimin de canını aldı. hikayenin en acıklı yanı, kimse onlara soru sormadı. korkma diyemem sana, dün ruhumu, iskelenin yanında üç kişi öldürerek, 'beni hiç sevmiyor olacak' birileri çaldı.
açlığımı doyur, öksürüğüme ilaç al baba. paltonun iç cebinde sakladığın vesikalık fotoğrafımın altındaki son paranla balık ve eldiven al bana.
bana savaşı öğret ki yenildiğimde ölebileyim.