Cenevre, Calvin’den sonra iki yüz yıl boyunca dünyaca ünlü tek bir ressam, tek bir müzisyen, tek bir sanatçı bile çıkaramamıştır. Sıra dışılık, sıradanlığa kurban edilmiştir, yaratıcı özgürlük, itirazsız köleliğe… ve sonunda bir gün bu şehirde bir sanatçı doğduğunda, büyün hayatı bu kişilik gaspına karşı bir başkaldırı olacaktır; Cenevre kendini Calvin’den ancak en bağımsız yurttaşı, Jean Jacques Rousseau sayesinde tümüyle kurtaracaktır.
Ama bir insanın bedeni de ruhu gibi gelişmek ister, onu zora sokan, bunun ceremesini korkunç bir şekilde çeker. Her organ dünyevi yaşamında doğasının gereği olan duyguları güdüsel olarak doya doya yaşamak ister. Kan, arada bir daha çılgınca akmak, kalp, daha ateşli atmak, ciğerler haykırarak boşalmak, kaslar devinmek, tohum serpilmek ister ve kim bu hayati iradeyi aklıyla sürekli engelleyecek olursa, ona karşı direnirse, organları sonunda isyan eder. Calvin’in bedeninin de nefsini terbiye eden sahibine intikamı korkunç olur: Sinirleri, kendilerini hiçe sayan bu münzevi karşısında varlıklarını kanıtlamak üzere, bu despotlarına karşı sürekli ıstıraplar icat eder.
Sayfa 54 - Harika bir psikolojik analiz.·Kitabı okuyor