Can Akdağ

İnternet ortamı da maalesef bilgi kirliliğini beraberinde getiriyor. Mesela bir iddia der ki, 'Atatürk'ün çocukları vardı ancak resmi tarih bundan söz etmez'... Mümkün mü? Bu gibi iddialar asılsızdır. Mustafa Kemal Atatürk, bir evlilik yapmıştır. Latife Hanım'la bin gün, yani aşağı yukarı üç yıl kadar evli kalmışlardır. Bu evlilikten çocukları olmamıştır. Bu arada şunu da ilave edeyim; Mustafa Kemal Paşa'nın çocuğu olmuyor. Çünkü Harp Okulu yıllarında bir hastalık geçiriyor. İdrar yolları enfeksiyonuna bağlı bir hastalık ve sonrasında böbreklere de sirayet ediyor. Böbrek rahatsızlığını hayatı boyunca çekmiştir. Karlsbad'a tedaviye gitmiştir ama o tedavi, Sultan Vahideddin'in tahta çıkışına denk gelince yarım kalmıştır. Yine mesela 19 Mayıs'ta Samsun'a geçtikten sonra, 5-6 gün kadar orada kalıp oradan Havza'ya geçmiştir. Havza kaplıcalarında kür almıştır. Özetle, Mustafa Kemal'in tıbben çocuğu olmuyordu zaten. Kim ki, 'onun çocuğu vardı, şu kişiydi' falan derse yalandır.
Sayfa 226 - Ali Güler·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Savaş alanında ilk yaralanmasının Trablusgarp'ta olduğu söylenir. Oradaki çatışmalardan birinde Mustafa Kemal sol gözünden yaralandı. Bir kılıç darbesinden kurtulduğunda, duvara çarpan kılıçtan seken kireç tozu, Gazi'nin gözlerine gelmiştir. Bizim oradaki Sahra Hastanesinde tedavi olur. Sağ gözü açılır ama sol gözünden bir müddet sıkıntı yaşar. Yine Halep'te 1917'de, bir kum fırtınasına yakalanırlar. Yine gözü hasar alır. Bu sol gözünden dolayı Said Nursi tarafından atılan bir iftira vardır. Deccallik iftirası... Gazi'ye bir iftira atmıştır. Toplumda, Atatürk algısını bozan, kafaları karıştıran iki kaynaktan birisi şu an satışı olmayan o, 'Rumuzat-ı Semaniye' isimli risaledir, diğeri ise Rıza Nur'un hatıratıdır.
Sayfa 226 - Ali Güler·Kitabı okudu
Peki, Atatürk'te, ailenin bu muhafazakâr duruşunun ne kadarını görüyoruz? Tamamını görürsünüz. Atatürk, bir Kur'an meali okunurken, oradaki yanlışlığı tespit edecek kadar Kur'an kültürüne hakimdi. Emekli Albay Cemil Said Bey, bir Kur'an meali hazırlamıştır. Fransızca bir Kur'an'dan tercüme yapmıştır. Bir gün Cemil Said Bey'in Türkçe meali huzurunda okunurken dinleyen Atatürk, 'dur' der. 'Burası yanlış.' Kur'an-ı Kerim'i getirirler, bakarlar gerçekten Atatürk'ün dediği gibi Türkçe mealde bir yanlışlık vardır. Sonradan esas hatanın Fransızcaya çevrilirken yapılan yanlıştan kaynaklandığı anlaşılır. Yani Atatürk, okunan Kur'an mealini dinlerken yanlışı tespit edebilecek kadar Kur'an'a vakıftır. İşte o kültür aileden geliyor ve kendi ilgisinden kaynaklanıyor. Zaten Dede Ahmet Efendi ile onun kardeşi Mehmeh Emin Efendi de hafızdır.
Sayfa 222 - Ali Güler·Kitabı okudu
Aile bağları önemliydi değil mi? Bir insan yetişirken, liderlik tipolojisi açısından en etkili olan kesim ailesidir. Sonra arkadaş çevresi gelir. Elbette okuduğu okullar ve bu okullarda ders içeriği, okul arkadaşları, hocaları ve tabii okuduğu kitaplar, yazarlar... Sonrasında ise meslek hayatı içinde yaşadıkları etkileyecektir. Mustafa Kemal'in dehasının oluşmasında tabii ki kendi yetenekleri var, ama babası Ali Rıza Efendi ailede çağdaş kimliği temsil eden insandır ve özellikle, oğlunu Şemsi Efendi Okulu'na yönlendirmesi onun yetişmesinde önemli bir yol ayrımına sebep olacaktır. Çünkü gerçekten de o dönem Şemsi Efendi'nin okulu, mahalle mekteplerinden çok farklıydı. Mesela o dönem mahalle mekteplerinde teneffüse çıkma yok, sırada değil yerde oturuluyor. İşlenen dersler farklı. Oysa Şemsi Efendi, modern anlamda eğitim vermeye çalışmıştır. Çam ağacından sıralar vardır. Teneffüs vardır. Hafta sonları tarihi mekânları gezmeye götürüyor. Babanın ufku genişti ve okulun öneminin farkındaydı...
Sayfa 221 - Ali Güler·Kitabı okudu
Tarih boyunca bütün Türk devlet adamları içinde 'Türklük' ile ilgili en güzel sözleri Atatürk söylemiştir dersek hata yapmış olmayız.
Sayfa 220 - Ali Güler·Kitabı okudu