Can Akdağ

Yapay Zeka nedir, ne değildir?
9/10
·188 syf.·
2018 7. kitabı
Yapay zeka konusunda derinlemesine araştırma yapmamış, çok fazla bilgi sahibi olmayan kişiler için verimli bir başlangıç kitabı, üniversitelerin mühendislik ve matematik bölümlerinde ilk yıllarda tavsiye edilebilecek bir eser olduğunu düşünüyorum. Mühendislik bölümlerinde çok fazla kitap okunmadığını biliyorum, yine de okumayı seven ancak ne okuyacağı hakkında fikri olmayan kardeşlerimiz için bir öneri olsun. Yazar, temel seviye matematik bilgisi olan sözelcilerin bile anlayabileceği bir seviyede yazmaya çalıştığını esprili bir dille belirtiyor. Ancak belirtmediği bir şey var, kitabın girişinde yapay zeka ve bilgisayarların tarihinden bahsetmesi, ki bu durum benim gibi bazı sayısalcıları eminim üzmüştür. :) Gerekli olduğunun farkındayım ancak bu kısımları sevemiyorum. Daha önce başka bir yapay zeka kitabı okumadığım için kıyaslama yapmak yerine "Bu kitapta neler var, neler yok?" bunlardan biraz bahsetmeye çalışacağım. Çalışmaları uzun yıllar önce başlamış olan ancak sosyal medya sayesinde günümüzde tüm dünyada popülerliği tavan yapmış olan konulardan birisi "Yapay Zeka". Bu kitapta yazar Prof. Dr. Cem Say kronolojik bir şekilde konuyu anlatmaya çalışmış, yani; yapay zekanın ilk fikir tohumlarının atıldığı dönemden başlayıp, günümüze ve daha sonra da gelecekte neler olabileceğine değinerek kitapta güzel bir bütünlük sağlamış. Cem Say, akla gelebilecek en genel 50 soruya da tek tek cevap vermiş. Otonom yani sürücüsüz araçlar, Google Amca'nın çeviri yaparken hangi yöntemlerden faydalandığı, seçim algoritmaları, sosyal medyada bize gösterilecek reklamlarla ilgili sistemler, Çin'in vatandaşlarına sosyal skor uygulamasını başlatması( Black Mirror'dan hatırlayanlar el sallasın), go oyununda ve satrançta dünya şampiyonu yazılımlar gibi konular ayrıca yapay zeka dünyayı ele
50 Soruda Yapay ZekaCem Say · Bilim ve Gelecek Kitaplığı · 20181,544 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Her yazar eserinde saklıdır!         
9/10
·376 syf.··
2022 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2022 22:08
Bugüne kadar Fyodor Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” başta olmak üzere “Beyaz Geceler”, “Kumarbaz”, “Ecinniler” ve “Karamazov Kardeşler” gibi dünya edebiyatında en çok tanınan başyapıtlarını okudum. Okurken her birinden ayrı bir tat ve haz aldım. Okuduğum her kitabı bitirdiğimde Dostoyevski’yi tanıma ve anlamaya yönelik merakım sürekli arttı. O nedenle bir yandan onun çocukluğundan başlayarak yaşamını tüm yönleriyle anlatan biyografik eserlerini okurken, diğer yandan da eserlerindeki kahramanların hikâyelerinde onun izini sürdüm. Bu yönüyle “Ölüler Evinden Anılar”ı okumak, Dostoyevski’yi tanımak ve eserlerindeki kahramanları anlamak açısından benim için çok yararlı oldu diyebilirim. • • • Doğrusu Dostoyevski’nin hikâyesi, travmalarla geçirdiği çocukluğunun yanında asıl yirmi sekiz yaşında devlet aleyhinde bir komploya karıştığı iddiasıyla tutuklanmasıyla başlıyor. Hapishanede tek kişilik bir hücrede 10 ay kalan Dostoyevski, yirmi bir arkadaşıyla birlikte kurşuna dizilerek idam edilme cezası alıyor. Tam kurşuna dizilmek üzereyken affediliyor ve cezası dört yıl kürek ve dört yıl da sürgün cezasına çevriliyor. Cezasını çekmek için Sibirya’da bulunan Omsk Cezaevi’ne gönderiliyor.*  İşte o, “Ölüler Evinden Anılar”da, Sibirya’da geçirdiği hapishane ve sürgün yıllarını, karısını öldürme suçundan mahkûm olmuş bir soylunun günlüğü aracılığıyla anlatıyor bizlere. • • • Daha kitabın başında “Burada bambaşka, hiçbir yerdekine benzemeyen bir âlem vardı” diye yazan Dostoyevski, bu âlemin kendine has kanunları, elbiseleri, ahlâk ve âdetleri ile yaşayan sakinlerini bir bir tasvir ediyor. Cezaevine geldiği ilk günden başlayarak kaldığı yeri, ilk izlenimlerini, kurduğu arkadaşlıkları, yaptıkları işleri, geçirdikleri bayramları, mevsimleri, hastane günlerini, besledikleri hayvanları, mahkûmlar arasında yaşanan
Edebiyat
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,7bin okunma
Son Dakika: Kağıt Fiyatlarına %30 Zam Geliyor;
Gece gece ikinci iletimi "üzülerek" atıyorum... İlk zam geldiğinde çok üzülmüştük. Kağıt fiyatlarına ek %30 vergi geliyor. Haliyle yeni baskıya girecek olan kitapların fiyatları artacak. "Pegasus" yayınlarının yeni çıkan kitaplarına bir bakın. Piyasanın fiyat konusunda en bonkör Yayınevi kendisi. Yakında 200 liraya kitap satarlarsa şaşırmam. "Pırlantadan alınmayan vergi, kitaptan alınıyordu; çünkü pırlanta alandan değil, kitap okuyanlardan korkuluyordu." ~Emile Zola
Beni Kureyza katliamı
"Erkekler öldürülmeli, mallar paylaşılmak kadınlar ve çocuklar esir tutulmalı. (...) Karar doğrudan onun tarafından verilmiş olmasa dahi en azından onun rızasıyla verilmiş olduğu gayet açık ortada. Gerçekten de geçersiz saymak bir yana Hz. Muhammed idamlara bizzat nezaret etti. Medine'deki ana pazar yerinin bir yanına çukurlar kazılmış ve iş bittiğinde tüm Kureyza erkekleri, İbni İshâk'ın deyimiyle, ("çenesi ustura görmüş herkes. ") küçük gruplar halinde dışarı çıkartılmış, çukurun kenarında diz çöktürülüp kafaları uçurulmuştu. Bu kolay bir iş değildi. Birinin kafasını kesmek okuyucuyu yönlendirebilecek olan o devrin geleneksel savaş masallarında anlatılanlardan çok daha zordu. Müminlerden oluşan sabah ve öğleden sonrası halinde iki ayrı mesai yaparak, arada günün sıcaklığında mola vererek çalıştılar. İşin bitip çukurların dolması üç gün sürdü. Bazı görgü tanıklarının anlattıklarına göre bu çukurlara dört yüz kişinin başkalarına göreyse dokuz yüz kişinin cesedi gömülmüştü. Her halükarda sayılar dehşet vericiydi. Bedir ve Uhud savaşlarındaki toplam kayıp sayısı birkaç düzineyi geçmezken ve bu da sıcak savaşın ortasında meydana gelmişken burada Medine'nin orta yerinde yüzlerce insan sistemli bir şekilde katledilmişti. Bu göstere göstere yapılmış barbarca olay Arabistan’ın her köşesine şok dalgalarıyla yayıldı ve tam da istenilen etkiyi yarattı. Artık hiçbir şekilde herhangi bir muhalefet şekline tahammül gösterilmeyeceği apaçık ve berrak biçimde görülüyordu.
Din
8/10
·136 syf.·
2017 31. kitabı
Victor Hugo'nun romanlarında en çok kullandığı ''sefil'' sözcüğünü ilk kez bu romanda kullanmıştır.Hugo bundan yaklaşık iki asır önce idam gibi korkunç bir cezalandırmanın insanlığa faydası olmadığını fark edip toplumu bilinçlendirmek için yazmıştır ve ilk basıldığında ismini saklamıştır..O devirdeki insanların idamı zevkle izlediğini vurgulamış ve bunu eleştirmiştir.Bir insan ne kadar da büyük suç işlerse işlesin idamı hak etmediğini ve yok etme gücünün sadece tanrıya özgü olduğunu savunur.Cezayı verip insanı yok etmek yerine suçluları iyileştirmeyi öğütlemiştir.1829 yılında verdiği bu öğütler ancak 1982 yılındaki sosyalist parti tarafından gerçekleştirilmiştir.Kitapta ne zaman öleceğini bilen birinin çevresini nasıl algıladığı ve hangi içsel süreçleri yaşadığıyla edebi bir şekilde karşılaşıyoruz. Okunması gereken bir klasik olduğunu düşünüyorum.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,7bin okunma