Bugüne kadar tarihte, güvenilir toplumlarda, kurumlarda ve genel anlamda, insanın insana doğal bir bağlılığı var olmuştur. Tek başına olan birey bile yalnızlığına benzer şekilde taşınmıştır. Bugün çökme en çok, gittikçe daha fazla insanın kendilerini anlamamalarından, karşılaşıp farklı yönlere gitmelerine, birbirlerine karşı kayıtsız kalmalarında hissedilmektedir. Artık sadakat ve ortalık sorgusuzca güvenilir değildir.
İnsan için önemli olan başarısızlığı nasıl deneyimlediğidir: başarısızlık ona gizli kalmaktadır ve onu yalnızca gerçekten en sonunda mı yenmektedir? Yahut insan başarısızlığı örtüsüz görebilir ve varoluşunun daimi sınırı olarak göz önünde bulundurabilir mi? Ya da fantastik çözümler ve rahatlamalara mı tutunur? Veya yorumlanamaz kaptaki şeyin karşısında susarak dürüstçe katlanır mı başarısızlığa? İnsanın başarısızlığını nasıl deneyimlediği, insanın ne için var olduğunu temellendirir.
Yalnızca, mutlak dayanışmanın gereği üzere her bir vatandaşın diğeri için kendini ortaya koyduğu duruma ulaşan devletlerde adalet ve özgürlük tamamen güvenlik altına alınmıştır.