Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabı gerçekten okuduğum en kapsamlı ve içerisinde şaşkınlığa uğratan tarihsel gelişimimiz basit bir dille bize aktaran çok güzel bir kitap.
Fakat kitabın en başından beri Türk ulusunun nasıl yer aldığını nasıl anlatıldığını merakla bekledim belki de bu beklentim kitabın adından dolayı ve ön sözünden dolayı çok yüksekti. Fakat aradığımı bulamadım. Tarih sahnesinde en az 5000 yıllık bir tarihi olan bir ulusun hiçbir şekilde adının geçmemesi beni şaşırttı. Üstüne üstelik Türk devletlerinin etrafında bulunduğu Çin, Roma, yunan gibi medeniyetlerin, imparatorlukların anlatıldığı fakat asla Türk adının bahis edilmediği bir kitap. Oysaki dünya, devletler, insanlık, sömürgecilik, tarım, avcılık, hayvan evrimi, hayvan nesli, teknolojinin günümüze kadar olan seyri anlatılan bu kapsamlı ve güzel kitapta adı bile geçmemiş olan bir Türk devleti var. İşin garibi beş yüzlü sayfalarda M.Ö 221’den sonra Çin Birliğinin bozulduğu dönemler olarak geçen tarihler olarak geçen ama bu tarihlerde Çin devletinin birliğinin nasıl neden bozulduğuna dair hiçbir şey söylemeyen yani Hun Türklerinin M.Ö 220’de Çin’in kuzeyinde güçlü bir devlet olması ama bundan söz edilmemesi… Yazıdan bahsederken Göktürk alfabesinden ve abidelerinden bahsedilmedi. Yine tarihin seyrini değiştiren insanlarda şu an dahi bütün dünyanın kullandığı onluk askeri sistemi getiren Mete Han’ın adının geçmemesi, Çağ açıp kapatan Fatih Sultan Mehmet’in adının geçmemesi ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bir milletin kaderine etkilediği sadece bir milletin değil bir çok milletin kaderinde etkisi bulunan önderimizin adının geçmemesi beni hayrete düşürdü. Oysaki kitabın ön sözünde ırkçı açıklamalara karşı çıkmak bunların iğrenç bulmak, yanlış bulmak ve insanlığın gelişiminde ırkçılığın yapılmasına karşı