“Fâtih, donanmasını İstanbul’da tutmak imkânını bulursa, tekmil dünyaya hakim olacağını düşünüyor, iki karanın (Anadolu ve Rumeli) ve iki denizin (Akdeniz ve Karadeniz) hakimi olma iddiasında bulunuyordu.”
Sayfa 276 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
“Fâtih'in siyâsetini II. Bâyezid terk etmeye ve onun geleneğini kıran ağır önlemlerini kaldırmaya çalışmış; barışsever, yumuşak bir yönetim getirmiş; 1482'de Gedik Ahmed ve İshak paşaların etkinliklerine son verdikten sonra Çandarlılara iâde-i itibâr ettirerek eski Osmanlı geleneğine ve şeriâta devlet içinde tekrar üstün bir etki alanı sağlamaya gayret etmiştir.”
Sayfa 274 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
“Fâtih, yerel beylikler yerine geniş bölgeleri bir yönetim altında birleştirmeye çalışan merkeziyetçi bir siyâsetin temsilcisi sıfatıyla aynı dönem Batı’daki “monarklar” gibi bir kale yıkıcı olmuş ve bunun için toptan mümkün olduğu kadar çok faydalanmıştır.”
Sayfa 238 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu