ece canbaz

ece canbaz
@canbazece
Puan vermedi·140 syf.··
2024 3. kitabı
''İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim.'' Bakın bu inceliktir, naifliktir, temizliktir, bir şairin / yazarın ruhunun yansımasıdır. 3 kısım ve 13 öyküden oluşan kitap, Sabahattin Ali'nin bu önsözüyle başlar. ''Zor olan insan olmak değil kii, mesele insan kalabilmekte'' demiştir Sabahattin Ali'nin eserlerini beğenerek okuyan Nazım Hikmet. Keza insan kalabilmenin yükü altından zor da olsa kalkmış biridir Ali. 1935 sıralarında yayımlatmış bu eseri yani Cemal Kutay'ın yalan, dolanla onu içeriyi attırdıktan sonra Sinop Cezaevi'nden afla çıkışından sonrasına dayanır. Ne yapabilirsin dostum söyle bana? İçindeki doğrulardan sıyrılıp yanlışları insanların yüzüne bilahare değil de doğrudan söyleyebilir misin? Su gibi akan zamanın önüne geçip ona isyan edebilir misin? Hem etsen ne olacak zaman duracak mı? Nedir bu umarsızlığın? Nedir bu telaşın? Hayatı dik yokuşlarda yaşayan bir sen misin? Çıkar, çıkarabildiğin müddetçe varsın insanların gözünde. Yok isen yoksundur neden bu senin cehennemin olsun. Aldığın nefesi hiçbir insana borçlu değilsin. Aldığın nefesi bahşetmediler ki onlarsız nefesi terk ediyorsun. Düşün, aziz dostum! Düşünmek, onurdur, şereftir. Şu uçsuz bucaksız yeryüzünün de bir sınırı var. Sen bu sınırlar içerisinde sonsuz huzuru yakalayabilirsin. Ancak içini temiz tut. Vermek istediğim nasihatten çok bir öngörüdür. Senin yürüdüğün yolları arşın arşın tepeledim, adımlarımla düzledim. Sen arkamdan tozlarını yutarak ilerle. İlerle ki anlayasın ben hangi acıları çektim. Acıyı fazla önemseme. Ne demiş Peyami Safa ''Acıyı ancak acıyla tedavi edersin.'' Ne de olsa sınırsız acılara sahibiz değil mi? Bundan hiç kimsenin şüphesi yok. Hayat bir noktada sana simyacı olmayı da emreder. Elindeki malzemeyi iyi kullanabilmesin. Elimizdeki en iyi
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·155 syf.··
2024 2. kitabı
Yazarın insanı güzel anladığını düşünüyorum.Ateşin içinden konuşan bir insanın, bilgece öğütleri ve tespitleriyle karşılaşıyorsunuz.Kitabın iki önemli bölümden meydana geldiğini görüyoruz. Yazarın hayatını anlatması kitabın birinci bölümü. İkinci bölüm ise logoterapi yani anlam üzerinden terapi. Freud'un psikanaliz yaklaşımının bence daha üzerinde ve uygulanabilir bir psikoterapi tekniğini ortaya koymuştur. Psikanalizin geleceğe yönelik bir sorunu çözmediğini, geçmişle takılı kalıp, çocukluğunu anlatabilmek için psikiyatristlerin müptelası olan insanlar yığınını oluşturacağını ifade etmekte. Yazar nazilerin toplama kampına düşmüş bir psikiyatr olduğu için kitabın birinci bölümünde, toplama kampında yaşadıklarını ve psikiyatr bakış açısıyla toplama kampındaki gözlemlerini anlatıyor. Kitabı okurken belli aralıklarla kendimi toplama kampında düşünmeye çalıştım. Kitabı anlamak için önemli bir çabaydı. Çaresiz bir şekilde kitapta anlatılan şartlarda bulsam kendimi neler yapardım diye bilinçli bir şekilde, kitabı kenara bırakıp düşündüm. Kitaptaki çoğu tespit bana tekrar gösterdi ki eli,ayağı zincirlenmiş olmasa da günümüzdeki insanların çoğu fikren ve ruhen özgür değillerdir. Özgürlüğü maddelere bağladığımızda çabuk kaybedebileceğimizi daha ruhsal, manevi bir özgürlük anlayışımızın geliştiğinde gerçek ve kaybedilmeyen özgürlüğü ulaşılacağını güzel bir şekilde göstermiştir. Şimdinin amacının gelecek olduğu, eğer gelecek adına bir hedef, amaç yoksa şimdinin anlamsızlaşacağını ve bununda insanlar üzerindeki etkisini detaylı bir şekilde bizlere sunuyor. İslami bir bakışla baktığımızda dünya hayatının ahiret için olduğunu görüp temellendirmenin, dünyadaki yaşamımızı, olumlu yönde etkileyeceğini bu kitapta psikolojik açılarla görebiliriz. Anlam eksikliği ve varlığı arasındaki
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
Puan vermedi·273 syf.··
2024 1. kitabı
"Bu zaman namussuz zamanı. Kimse doğruluk üzere iş görmüyor. Doğru adamı hiçbir işin başına geçirmiyorlar." Neyse 19 yaşına gelip neredeyse ilk kez bir Aziz Nesin kitabı okumak utanç verici olsa da, zira kendi milletimden olan bu yazarın kitapları 16 dile çevrilmiş ve ben Muzaffer Izgü (özlemle, ruhu şad olsun) ile mizah anlayışları bu kadar benzerken nasıl bu kadar gecikirim Aziz Nesin'e bilmem! Neyse geç olsun güç olmasın. Zübük kitabına gelince, anlatılanlar pek çok kişiyi derinden sarsmış. Neden, doğrusu anlayamadım. Kitapta anlatılanlar ile bugün çevreme baktığımda gördüklerim bu kadar benzerken okurlar neye şaşırıyor? Şöyle bir konuşmasını dinlemiştim Aziz Nesin'in, bu milletin %60'ı aptaldır dedikten sonra bir tv programında karşısındaki adam aynen şöyle diyor: -Siz bu millete aptal dediniz, ama bu millet ne şanlı ne alçakgönüllü bir millet ki sizi multi milyarder yaptı Aziz Nesin ise şöyle cevap veriyor: -Ben onlara aptal dediğim halde onlar beni mutli milyarder yapıyorsa bu onların aptallığını ispatlar. Şimdi bu noktada herkesin bu lafı üzerine alınmasını ya da kitapta geçen Zübük karakterine kanacak kadar aptal olduğunu sanmasını anlamıyorum. Zira ben Zübük ile aynı köyde yaşasaydım, kitaptaki köylüler gibi yapmazdım. Neden herkes kendini %60'lık kısımda görüyor, niye herkes aptal olmadığını kanıtlamaya bu kadar hevesli? Bu Zübük denen insanları biz kaldıracağız ortadan, okuyarak, çalışarak onların bizi kandırmasını türlü oyunlarla kendilerini değerli biriymiş gibi göstermelerini biz engelleyeceğiz. Şimdi bakıyorum da keşke Zübükzade Ibraam Bey'in köyüne giden Almanca öğretmeni ben olsaydım. Olduğunuz yeri güzelleştirin, oradan kaçmaya çalışmak yerine. Türkiye, bize emanet, hükümetten siyasilerden önce bize, biz gençlere! "Açtığın yolda, göstediğin hedefe..."
ZübükAziz Nesin · Adam Yayınları · 20008,3bin okunma