Doğancan BAYRAK

Ayasofya'ya bakıyordu Imparator. Yeryüzünün en gorkemli mabedine. Gökyüzünde asili kutsal bir bulutmus gibi Konstantinopolis'i kötülüklerden koruyan tapınağa. Işığını Tanrı'dan alan büyülü anıta. Yüceliğiyle sadece kendisini değil, üzerinde yükseldiği kenti de benzersiz kılan mucizevi yapıya. Insan aklıyla insan ruhunun birleşiminden doğan göksel mekâna. O güne dek yapılmış tapınakların en büyüğüne, en genişine, en yükseğine, en aydınlığına... Ayasofya'ya...
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bence bu şehirde yaşayan herkes tarih sevmeli” diye söylendim. “Yoksa hiçbir zaman İstanbul'un kıymetini bilemeyeceğiz.”
Evet ruhun yarası hiçbir zaman tam olarak kapanmıyor. Beden daha çabuk onarıyor kendini. Kalbin attığı sürece vücut iyileşebilir. Oysa ruhun bir kez darbe aldı mı o yara dikiş tutmuyor.
Sen öğüt vericisin. Onların üzerinde zorba değilsin.' Ve can almak insanın değil, sadece ve sadece o canı yaratan Allah'ın hakkıdır.”
"Sen yoktun, / Omuzlarımda paramparça bir yürek, / Göğüs kafesimde karmakarışık bir kafa, / Kıvranarak olayların burgacında, / Gezinirim sensizlikle, deliliğin sınırlarında. / Sen yoktun, / Kanayan bir İstanbul vardı, / Yeryüzü ıssızlığında."