Topluluk içinde yaşayanlar kendilerini aynalarda, arkadaşkarına nasıl görünüyorlarsa öyle görmeyi öğrenmişlerdir. Benim arkadaşım yok. Tenimin böyle çıplak olması acaba bu yüzden mi? Buna insansız... Evet insansız doğa denebilir.
Bazen diyorum, bir halkın hafızası nasıl olur da bir yazarın kaleminde bu kadar canlı kalır?
Sayfayı çeviriyorsun, birden bir dağın rüzgârı yüzüne çarpıyor; bir annenin fısıltısı, bir dengbêjin sesi, bir köyün suskunluğu… Hepsi aynı anda.
Ama işte, tüm o acıyı okurken bile içimde küçük bir kıvılcım yanıyor:
Ne kadar ezilmiş olsak da ne kadar bastırılmış olsak da hikâyemiz hep küllerinden toplanıp yeniden ayağa kalkıyor.
İnsan acıya dayanıyor, yokluğa da…
Ama inkâra?
O başka bir yara.
Bir halkın “siz hiç olmadınız” diye diye yıllarca susturulmaya çalışılması… işte o, tüyleri diken diken eden şey.
İnkârın karşısında bile dimdik durabilmek…
Bu halkın en büyük mucizesi.
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,762 okunma