cânfersâ

AKINCI
Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik; Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik! Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kâfilelerle... Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan, Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan. Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla... Cennette bugün gülleri açmış görürüz de Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde! Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik, Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Çin devleti, zaman zaman güncellediği bazı genelgelerle, aşağıdaki belli başlı fiilleri “radikallik belirtisi” olarak ilan ediyordu: ​İslam’a uymayan şeyleri dışlamak ve kötülemek ​Dindarlarla dini konularda tartışmak ​Şincan bölgesinde İslam öncesinde yaşanmış dinleri eleştirmek ​Uzun sakal bırakmak ​Başını veya yüzünü tamamen örtmek ​Dini kıyafetleri almak, satmak veya hazırlamak ​İçki ve sigarayı aniden terk etmek ​Dükkânlarda satılan mallar arasında “haram” ve “helal” ayrımı yapmak ​Müzik, dans, spor vb. faaliyetleri “İslam dışı” saymak ​Düğün ve diğer törenlerde dans etmemek ​Kadınlarla tokalaşmamak ​Çocuklarını resmi eğitim kurumlarına göndermemek ​Restoran ve lokantaları Ramazan ayında kapatmak ​İkamet ettiği yeri devletten izinsiz terk ederek başka bir şehre yerleşmek ​Evlerde normalden fazla yiyecek stoklamak ​Evlerin avlularına gizli geçitler inşa etmek ​Evlerde nüfus sayısından anormal derecede fazla yatak ve yorgan bulundurmak ​Mahallelerde evlere yabancıların girip çıkması ​Çocukların belli evlerde düzenli şekilde toplanması ​Küçük çocukları dine ve ibadete zorlamak ​Türkçe, Arapça veya Urduca öğrenmek ve öğretmek ​Cep telefonunda resmi olarak izin verilmeyen uygulamalar kullanmak ​Dini nikâhla evlenmek
Sayfa 157·Kitabı okuyor
1000Kitap
Eş zamanlı olarak faaliyete geçirilen “eğitim kamplarına” kısa süre içinde yüz binlerce Uygur toplandı. Buralarda aylar boyunca endoktrinasyona tabi tutulan Uygurlar içinde çok sayıda âlim, akademisyen, eğitimci, doktor vb. insanın yer alması, kampların ismindeki “eğitim” vurgusunu boşa düşürüyordu. ​Çin yönetiminin bütün dünyadan gelen tepkilerin ve artık inkâr edilemeyecek dereceye varan tanıklıkların ardından nihayet 2018’de varlığını resmen kabullenmek durumunda kaldığı kamplar, “Uygurları, maruz kaldıkları hastalıklı düşüncelerden ve fikri virüslerden temizlemeyi amaçlayan birer yatılı okuldu.” Burada kastedilen hastalıklı düşünceler ve fikri virüsler, elbette İslamiyet’in ta kendisinden başka bir şey değildi.
Sayfa 156·Kitabı okuyor
1000Kitap
Şehirleri adımladıkça ve insanların davranışlarını gözlemledikçe, Doğu Türkistan’ın birçok açıdan Türkiye Müslümanlarının 1930’larda yaşadıklarını tecrübe ettiğine dair fikrim kuvvetlendi. Baskılar, yasaklar, tepeden inme kurallar, katı bir militarizm, heykellerle toplumun şuuraltına kazınan hegemonya... İnsanların kadim örfüne, geleneklerine ve alıştıkları hayatlara hiç uymayan yeni kültürel dayatmalar... Yıkılan, içleri boşaltılan, başka amaçlarla kullanılan camiler, medreseler, dini mekânlar... Ve nihayet, bu atmosferde zaman içinde oluşan toplumsal ve kültürel yapı.
Sayfa 152·Kitabı okuyor
1000Kitap
Çin yönetimi, İslam dünyasının çeşitli ülkelerinden medya yöneticilerini ve gazetecileri düzenli olarak “Şincan”a davet ediyor ve onlar için belli güzergâhlar dahilinde dikkatle programlanmış “bilgilendirme turları” düzenliyor. Söz konusu gezilere katılanlardan acaba kaçı sokaklarda neye dikkat edeceğinin, günlük hayatın neresine bakacağının, hangi noktalara odaklanması gerektiğinin ve bir toplumun dini yaşantısını ölçmede hangi kıstasları kullanacağının gerçekten farkındadır?
Sayfa 135·Kitabı okuyor
1000Kitap