Bilinçaltınız bedeninizi inşa eden şeydir ve her gün yirmi dört saat iş başındadır. Olumsuz düşüncelerle, onun hayat veren yapısına müdahale etmiş olursunuz.
Bazı hassas insanlar gibi olayların anlaşılmaz ilerleyişinde, manevi olmayanı, o olmayanı seviyordu; güçsüzlüğü, utancı ve insanın sevgisinden kendinden zayıf birine, bir çocuğa, bir kadına vurduğunda ruhunda duyduğu acıyı, sonra o karanlıkta yapayalnız dururken acılarını saran bir giysi olmak isteyişini seviyordu.
Sonra bir anda fakat belli belirsiz, yabancı insanlarca istismar edilen, harcanan eski hayatına, bir hastalıktan solgun ve halsiz uyanmış gibi, özlem duymaya başladı, binadaki seslerin bir daireden diğerine dolaşıp durduğu, kendisinin hiçbir yere ait olmadığı, ruhunun öz ağırlığının baskısından kurtulduğu, hâlâ bir yerlerde süzülen bir yaşam sürdüğü zamanı özlüyordu.
... Düşünmekten yorulmuştu; duyuları tamamen açık ve hassastı ama duyularının ardındaki bir şey sessiz olmak, genişlemek, dünyanın üstünden kayıp gitmesine göz yummak istiyordu...