"Âh" , "yas" ve "af" ve karşılıksız iyilik üzerine... Âhı alınan, yası tutulmayan, af dilenmeyen, acıları yok sayılan, hayatları paramparça edilmiş, acıları karanlıkta kalmış kimselerin hikâyesi.
İlk başta sıradan bir yalnızlık, toplumdan soyutlanmışlık, hastalık öyküsü okuyorum diye düşünmüştüm.  Bir böbrek nakli ile başlayan Feride'nin öyküsü, sevgi dolu insanların onu sarmalamasıyla ve kalabalıklaştırmasıyla nihayete eriyor. Ağlarken güldüren, düşündüren, hatta biraz sövdüren unuttuğumuz acıları gün yüzüne çıkaran bir öyküye dönüşüyor. Terör, kalabalık yalnızlık, etek altı çocukları ve Dersim'e kadar uzanan trajik, aynı tezatlıkta "Ne olursa olsun yaşayacaksın!" mottosunu ölümün kısyısındaki küfürbaz bir "Servi"nin ağzından kalbine aktarıyor insanın.
Sakin başlayıp çağlayan sonra tekrar sükunetle sona bağlanan bir üslup, basit ama tadı damağınızı şenlendiren cümlelerle bir çırpıda okunuyor.
"Bu b..tan dünyayı, iyi insanlar kurtaracak."