Canımın acısıydın. Ben bir tek o canı unutmamak için her şeyi hatırlamıştım.
Birine kırılınca:(
Sana ben cânımın cânı efendim Kırıldım, küstüm, incindim, gücendim
Sayfa 38·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Canımın acısıydın. Ben bir tek o canı unutmamak için her şeyi hatırlamıştım.
Şiir
Bir Şarr Bir Kitap
Ali Lidar – Alengirli Şiirler Kaçırdığımız sabahlara ciddi bir özür borçluyuz beraber uyanmadığımız bütün sabahlar bir şey eksikti vardı yeryüzünün haberi yanımızda başka bedenler aklımızda başka hayaller ama aynı güneş aynı gökyüzü ve sen büyürken kimselerin fark edemediği yerlerde gözlerini anlamsızca dikerken en yükseklere durmaksızın seni düşündüğümü söylemem doğru olmaz. ** Ama günün başka kimselere anlamlı gelmeyen anlarında bazen onu elli geçe mesela bazen ikiye altı kala çorabımın tekini ararken ya da kaç yumurta kıracağımı düşünürken tavaya mütemadiyen seni düşündüğümü söyleyebilirim sevgilim denmez artık uzaktaki sevgiliye sevgilim denmez çok ayıp ama sevdiğim diyebilirim sevdiğim belli olmaz saçma sapan bir zamanda bir çocuk gülüşünde ya da eski bir türk filminde farkında bile olmadan aklına gelebilirim. ** Belki kadar kesin ve keşke kadar imkânsız birbirimizden uzaklaşmamız kırılsak da tırnak uçlarımıza kadar kırılırız elbet bunu gerektirir yaşamak. **
İthaki
Kulenin üst katında, ovalara bakan ferah bir odada ihtiyar Safiye Hanım'la Keşan'ın Molla Ağalarını görüşüyorum. Soyumuzun şeceresini bir tutturuveriyor ki gözlerim kararıyor. Neme lâzım a canım... İşte anlaşıldı: Molla Ağası, Haseki Ağası, Çomoğlusu, Alişah Bey'i birbirinden kız ala, kız vere kördüğüm olmuşlar. Kâh el birliği etmişler kâh takım takım ayrılmışlar, birbirinin gözünü oymuşlar. Akrep etmez akrabânın akrabâya ettiğini. Bu böyle gelmiş böyle gider. Safiye Hanım'a Molla Ağaların, Sultan Mecid devrinde Keşan'da yapılan meşhur düğününü sordum. Büyük annesinden duyduklarını anlattı, not aldım. Canzi'nin eserine yardım etmek bahânesiyle gün aşırı mektup yazıyorum. Canımın özü nineciğim mektup yazmayı bana yasak etmişti. Onunla velev ki kâğıt üzerinde olsun konuşmadan ben nasıl yaşarım? Molla Ağaları bahâne ediyor yazıyorum, Alişah Beyleri tutturuyor yazıyorum. Cevap yok. Her akşam, acaba Canzi çıkagelir mi diye otobüs postasını karşılıyorum. Uzunköprü veya Gelibolu tarafından bir toz bulutu içinde otomobil gelir görsem belki Canzi'dir düşüncesiyle kesiliyorum. Fakat biliyorum o gelmez, gelmeyecektir. Gözlerim önünde dünya bulanık bir karartı içinde çökerken başımdan soğuk ter sızıyor: "Biz artık öldük, diyorum; o bana karşı, ben ona karşı öldük." Bu sözleri söyler söylemez, canı için savaşan bir insanın korkunç saldırışıyla fırlıyorum. Hayır olamaz, benim Canzi'yi kaybedişim bir hakîkat olamaz. Eğer gerçekten böyledir de ben Canzi'ye bir daha kavuşamayacaksam ölmemek için hakîkatten üstün bir hakîkat yaratmaklığım lâzım. Öyle bir efsane dokumalıyım ki sesi hakîkatin sesini bastırsın. Aşkımın ölmez kasîdesi önümde boylanıp yükselmeli. Yaşarsam eğer ancak böyle bir âbidenin gölgesinde yaşayabilirim.
Sayfa 231·Kitabı okudu
Canımın acısıydın. Ben bir tek o canı unutmamak için her şeyi hatırlamıştım.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Şiir