Sanki olağanüstü şeylermiş gibi anlatıyordu ama bana hiç öyle olağanüstü şeyler gibi gelmedi. Yani herkes yaşar anlattığı şeyleri. Yani hepimiz yaşıyoruz… Ama bu öyle bir anlatıyor ki!
Yer yerinden oynamış tabii. Üç beş tane sağlam ev kalmış bütün ilçede. Bazıları da öyle yerle bir olmamış ama feci durumda. Pencereleri dışarı uğramış. Camlar kırık, tüller, perdeler dışarıda. Bir fena oluyor insan o evleri görünce. Vallahi yıkılmışlardan daha korkunçlar. Trafik kazası gibi. Ne bileyim hayalet gibi…
Enkaz dinledik. Her taraf ceset kokuyordu… Vallahi bak… Acayip bir koku… Sonunda akıl ettik de burnumuza kolonyalı pamuk tıkadık. Ama o koku hâlâ geçmedi, hâlâ burnumda biliyor musun! Bir o koku, bir de karanlık.