Can

Can
@canmrx
Boş beleş bir şeyler okuyup yazıyorum
Şiirsel
Yeryüzü, sırtındaki kamburu bir parça daha karartıyor, Göğün lacivert yırtıklarından sızıyor o eski hınç. Kimseler görmüyor ufkun arkasında can çekişen güneşi, Kimseler bilmiyor, bu kızıllık bir şafak müjdesi değil, Bize emanet edilen o ağır, o dilsiz utancın rengidir bu. ​Bir elektrik direği, yalnız ve amansız bir şahit gibi dikilmiş, Karanlığın ortasında, insan yapısı bir yalnızlığı haykırıyor. Biz ki, kelimelerin namusunu meydanlarda unutanlar, Biz ki, toprağın sesini betonlar altında susturanlar, Şimdi bu zifiri karanlığın koynunda hangi teselliyi arayacağız? ​Bak, bulutlar birer suç ortaklığı gibi ağırlaşıyor üstümüzde, Ne bir rüzgar temizleyebilir bu birikmiş kederi, ne de bir yağmur. Çünkü insan, kendi kalbini kararttığı gün kaybetti bu harbi, Ve şimdi o daracık, o kan kırmızı çizgiye sıkışıp kaldı umut: Ya bütünüyle karanlığa teslim olmak, ya da kızıl bir kor gibi yanarak ölmek. ​Burası dünya; gölgenin gölgeyle çarpıştığı o tekinsiz pazar. Fakat içimizde hala duruyorsa o ihtilalci sızı, Ve gözlerimiz hala seçebiliyorsa karanlığın içindeki o son isyan rengini, Demek ki henüz her şey bitmiş sayılmaz. Karanlık ne kadar koyu olursa olsun, İnsan, kendi yangınını taşımalıdır cebinde
Şiir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kalehöyük
Eskiyi aydınlatabilirsek geleceği görebiliriz Kalehoyuk te aydınlanmayı bekleyen yerlerden müzesinde ki eserleriyle doğasıyla muazzam bir yer geçmişe ışık tutuyor .
Geçmişte Yaşamak
Geçmişin acısına veya geleceğin kaygısına teslim olmaktansa şimdiki zamanda etrafımızdakilerle ve kendimizle bağlantı kurmaya odaklanmamızı söylüyor
Alıntı
18 Mart
Görselin merkezindeki Cevat Paşa, 18 Mart günü Boğaz tabyalarını ve mayın hatlarını bizzat yöneterek "İstanbul’u kurtaran adam" unvanını alırken, yanındaki Esat Paşa ve Vehib Paşa kardeşler kara savunmasının stratejik kaleleri olan Arıburnu ve Seddülbahir hatlarını tahkim etmişlerdir. Grubun liderliğini yapan General Liman von Sanders, Alman askeri disiplini ile Türk ordusunun direnişini birleştiren 5. Ordu'nun kurucusu ve komutanıdır.Deniz Yarbayı Rauf Bey, donanma ve sahil bataryaları arasındaki o kritik teknik koordinasyonu sağlarken; arka planda duran Kâzım Bey, tüm bu devasa harekatın lojistik ve operasyonel planlarını kağıda döken kurmay zekâdır. Sağlık hizmetlerinin başındaki Dr. Süleyman Numan Paşa ise cephenin gerisinde binlerce yaralının hayatını kurtaracak olan sıhhiye organizasyonunu kurarak bu zaferin insani bedelini yönetmiştir.
napolyon savaşları
Puan vermedi·
Napolyon Savaşları denildiğinde aklımıza genellikle görkemli üniformalar, haritalar üzerinde ustalıkla kaydırılan ordular ve Austerlitz ya da Waterloo gibi büyük meydan muharebeleri gelir. Ancak bu yirmi üç yıllık kesintisiz fırtınanın asıl hikayesi, cephedeki sıradan insanın ve geride kalan ailelerin trajedisinde gizlidir. Dönemin ünlü yazarı Alfred de Musset'nin o sarsıcı ifadesiyle, Fransa her yıl Napolyon'a "üç yüz bin genç adam armağan ediyordu" ve İmparator, insanlığın yüreğinden koparılan bu gençleri adeta yayına yeni bir tel yapıyor, dünyanın dört bir yanına gönderiyordu; ta ki o oklar ıssız bir vadide yere düşene kadar . Bu sıradan gençler için savaş; haritalardaki sınır değişiklikleri veya ulusal şan değil, Rusya'nın dondurucu soğuğunda açlıktan at eti yiyerek hayatta kalmaya çalışmak , çamur deryasına dönmüş yollarda dizanteri ve tifüsle boğuşmak ya da İspanya dağlarında üniformasız, "görünmez" gerillaların pusularında can vermekti Hatta İspanya'da savaşan Fransız askerleri arasında acı bir deyiş hafızalara kazınmıştı: "İspanya'daki savaş... Askerler için ölüm, subaylar için yıkım, generaller için servetti" . Savaşın ağırlığı sadece askerlerin omuzlarında değildi; Avrupa'nın köyleri ve kasabaları da bu yükün altında ezildi. İnsanlar, Napolyon'un devasa savaş makinesini doyurmak için bitmek bilmeyen ağır vergiler ödemek, tarlalarındaki erzakı ve hayvanlarını ordulara teslim etmek zorunda bırakıldılar . Zorunlu askerlik uygulaması, on binlerce genci ailelerinden zorla kopardı ve pek çoğu bir daha evine dönemedi; bu durum, devletle kendi çocuklarını korumak isteyen yerel halk arasında derin bir nefret doğurdu 1815'te savaşlar nihayet bittiğinde, Avrupa adeta devasa bir mezarlığa dönüşmüştü. Cephelerde, salgın hastalıklarda ve kıtlıkta 6 milyondan fazla
Tarih-Araştırma
Napolyon SavaşlarıAlexander Mikaberidze · Ketebe Yayınevi · 20253 okunma