Devlet, tam olarak kimsenin çözemediği ama herkesin hissettiği bir mekanizmaydı, görünmez bir el gibi, her yerde, her an insanın peşini bırakmayan bir domino sistemiydi. Her nefes alışında, kendine bir alan açmaya çalıştığı her yerde, o soğuk eliyle omuzuna dokunur, "Buradayım" derdi. Bir gölge gibi peşindeydi, sürekli ensesinde, her adımda, her nefeste.
Bizim başlıca derdimiz ne biliyor musun yavrum? Birbirimizi çok sevmemiz. O denli bağlıyız ki birbirimize... sevdamız kadar korkularımız ve tutkularımız da güçlü bizim.
Selim'in asi ruhu, Leyla'nın düzenli dünyasında bir denge bulmuştu. Leyla'nın kurallara bağlılığı, Selim'in özür ruhuyla harmanlanıyordu. Birbirlerini tamamlıyorlardı, sanki bir bütünün iki parçası gibiydiler, eksik kalmış parçalar, şimdi tamamlanmıştı. Bazı insanlar kendilerini kabul ettirmek, sevdirmek için çok çaba gösterir bazılarındaysa hiç böyle bir miyet yoktur, olduğu gibi yaşar ve sen yavaş yavaş ondaki kaliteyi keşfettiğin zaman hayranlığın artar. İşte Selim'in Leyla'ya tutkunluğunun sürekli artmasının nedeni, bu dürüst kızın, hiçbir yapmacık yanının olmaması ama kişiliğindeki soyluluğun her olayda ortaya çıkmasıydı.