Ne derlerse desinler, aşk, yaşamdaki en önemli duygu değildir. Aşk kaypak, sahte, kalıclığı olmayan, tutarsız bir güdüdür .Serhat‘ın ölümü bunu öğretti bana. Keşke aşkın kibrini aldanıp, onu aşağılamasaydım, keşke ona insanın korkabileceğini her insanın paniklebileceğini anlatsaydım fakat yapamadım sustum, onu susarak suçladım. 
Yaşamın ne olduğunu bile bilmeyen bir canlıyı zorunlu olarak dünyaya getiriyorsun. Mutlu olacağının garantisini verebiliyor muyuz, ya da hastalıksız, dertsiz, uzun bir ömür sürmesini sağlayabiliyor muyuz? Yoo, ama sonuçlarını düşünmeden çocuk yapmaya devam ediyoruz.
Hayat kudurmuşcasına akan bir ırmağa benzer, insanoğlu ise bu ırmağın azgın sularında yolculuk yapan bir dal parçasına. Bu yolculukta değişmeyen iki olgu vardır; ilk yalnız olduğun, ikincisi ise ne kadar uzun sürse de yolculuğunun ölümle sınırlı olması… Pek iç açıcı sözler söylemediğimin farkındayım ne var ki, gerçek bu. Gerçeği bilirsen daha hazırlıklı olursun, fırtınalar kadar, sade sükunetlere de karşı koyabilirsin. Yani yolculuğun daha iyi geçer.boş hayallere kapılıp sık sık düş kırıklıklarına uğramazsın. Sadece kendine güvenebileceğin için insanları seni aldatmasını izin vermezsin. Kendi ayakları üzerinde durmayı başaran güçlü bir insan olursun.