Mutlu Olma Sanatı bana insanın doyumsuz tarafını anlatan bir kitap gibi geldi. İnsan çoğu zaman sahip olduklarına değil, eksik olanlara odaklanıyor. Ne kadar şeye sahip olsa bile daha fazlasını isteme, hiçbir şeyin tam yetmemesi ve içte sürekli bir eksiklik hissi oluşması… Kitap bunu oldukça gerçek ve sert bir dille anlatıyor. Özellikle değer görmek, anlaşılmak, sevilmek ve daha fazlasına ulaşmak istemek gibi duyguların insanda bitmeyen bir açlık yaratabildiğini düşündürüyor.
Benim en çok düşündüğüm nokta ise insanların olumsuz şeylere daha çok tutunması oldu. Küçük de olsa güzel şeyler yaşansa bile onları çoğu zaman fark etmiyor ya da uzun süre hissedemiyoruz. Tek bir eksik, bazen birçok güzel şeyin önüne geçebiliyor. Schopenhauer bunu karamsar ama dürüst bir şekilde anlatıyor.
Bence kitap mutluluğun sırrını vermeye çalışmıyor; daha çok insanın neden mutsuz olduğunu gösteriyor. Belki de anlatmak istediği şey, insanın sürekli daha fazlasını istemek yerine bazen durup elindekilerin değerini fark etmesi gerektiği.
Gerçek huzur, dış dünyadan çok insanın kendi içinde kurduğu dengeden gelir.