Zordur geri dönüşler. Ayrıldığın bir yere uzun yıllar sonra dönmek garip bir his uyandırır insanda. Yüreğinin bir tarafı bir an önce kavuşmak isterken oraya, bir tarafında hep bir acaba vardır. Gidip de eski sıcaklığı bulamama endişesi insanın yüreğini kemirir durur. Unutulmuş olmak, özlememiş olmak ve en önemlisi de beklenmemiş olma korkusu insanın yüreğini burkar. Giderken büyük özlemlerle acılarla ardında bıraktığın insanların senin yokluğuna alışmış olmaları da üzer insanı. İnsan fıtratı gereği her zaman kendini başkalarının gözünde olduğundan daha değerli gördüğü için unutulmak fikrine bile katlanamaz. O ilk ayrılış anındaki acının karşı tarafın yüreğinde hep ilk günkü tazeliği ile kalmasını arzular. Oysaki zaman her şeyi değiştirme kudretine sahiptir, hiçbir şeyin olduğu gibi kalmasına asla izin vermez.
Kahroluyorum, sesinin tınısını bile kulağıma yaklaştıramıyorum.
Duymasam sanki özlemimi içimde gerilere atmış gibi olacağım.
Ama işte biri fısıldıyor bir şiir ve ben yine senin sesinden duyuyorum.
Kahroluyorum ve asla haberin olmuyor.
İslam tarihçileri, genellikle İslam öncesi Mekke dönemine 'cahiliye dönemi' demektedirler.
..
Arapça 'cehile' kelimesinden türeyen ve anlamı 'bilmeme' manasında olan cahiliyenin ıstılah manası;İslam öncesi dönemde Mekke şehir devletinde dini, içtimai ve siyasi hareketler arasında, İslam dinine aykırı düşen fiillerdir. Tarih literatüründe cahiliye İslam öncesi Mekke tarihi için de kullanılmaktadır.